1960’lı yıllarda köyümüzün geçim kaynağı toprak ve hayvancılıktı.
Köy içinde sadece üç dönüm tarlam, birkaç tane de ineğim vardı.
Gülname adında bir komÅŸumuz vardı. YiÄŸit bir kadındı, belki de o yüzden ailesi onun adı ile anılırdı. Kocası Salih usta bile “Gülnamenin Salih” olarak bilinirdi.
Eşi öldükten donra mezerede bulunan çayırını satmaya karar vermişti.
Konuların altı da üstü de bir olunca, en sonunda söylenmesi gerekenlerin en baÅŸta söylenmesi bir ÅŸeyi deÄŸiÅŸtirmiyor. Özellikle 2002 sonrasının konuları böylesi bir süreç yaÅŸatıyor benim gibi sabırsızlara. Bu nedenle sonu baÅŸa alarak yazıma baÅŸlayacağım.  Â
İran kültürü ile Türk kültürü asırlar boyunca iç içe oldu. Selçukludan Osmanlıya kadar uzanan Türk tarihi koridorlarında Acem dili ve Acem devlet adamları önemli bir yer tuttu. Özellikle İslamiyet döneminden yirminci yüzyıla kadar İran’ı yöneten hanedanlar çoÄŸunlukla Türk soylu idi. 26 Ekim 1923 tarihinde Rıza Pehlevi, Kaçarlar hanedanına son vererek kendisini Åžah ilan etti. Böylece Hanedan el deÄŸiÅŸtirerek Acemlere geçti.