SON EKLENENLER
- Heron İddiaları
- Türk Yunan dostluğu sahaya indi
- Yeni Mübarek Kim Olacak?
- Krizin faturası yoksullara
- ‘Fethullahçılık tehlikesi’ ve hukuk...
- Rize’deki Felaketin Nedenleri
- Sabır Taşi
- Burası Viyana mı?
- Ayı ve Devler Arasında
- Yine bir çıkmaz sokak!
- Avcı: Bunu bekliyordum
- Hanefi Avcı Yazdı
- Sümela
- BJK kampından PKK kampına
- Eski Dosta Gözyaşılı Karşılama
ANKET
2010 Ziyaretçileri
![]() | Toplam: | 102159 |
| ... |
| Atatürk Hangi Takımı Tutardı | Array Yazdır Array |
| Şevket Çorbacıoğlu tarafından yazıldı | |||
| Pazar, 27 Aralık 2009 19:32 | |||
|
Atatürkün kulüp taraftarlığı ve Ankara’ya gelişi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 90. yıl dönümü, bugün düzenlenen etkinliklerle kutlandı. “Birinci Dünya Savaşı sonunda yurdumuz yenilmiş sayıldı. Düşmanlar dört bir yandan vatanımıza saldırdı. Sevr Antlaşmasında yurdumuzun düşmanlar tarafından bölünmesi kararlaştırıldı. Urfa, Antep, Maraş, Adana, Antalya ve Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul işgal edildi. Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e girdi.
Tüm illere telgraflar çekilerek halkın kendi adına karar verecek temsilcileri seçmesi istendi. Seçilen temsilcilerin toplanacağı bir yer gerekliydi. Ankara ve çevresinin tüm halkı, Atatürk’ü ve temsil heyeti üyelerini büyük sevgi ve sevinç gösterileri ile karşıladılar. Davullar çalındı, oyunlar oynandı, seğmenler gösteriler yaptı.”
Bilinenleri tekrar etmemek için olguyu fazla işlemek istemiyorum. Atatürk’ün futbol taraftarlığı bütününde bir başka Ankaralılığını işlemek istiyorum.
Belli ki Kıraç Galatasaraylı…
Mustafa Kemal’i o günlerde sportif çalışmalardan çok, Saray’a karşı oluşturdukları fikirler ilgilendiriyordu. Mustafa Kemal, kurucularının Zabit, yaptıkları sporların güreş, eskrim, gülle, aletli jimnastik, boks, halter, barfiks olmasından dolayı da Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü ile ilgilenmişti. Fakat O’nu daha çok ilgilendiren, bu gençlerin istibdadı yenerek bir araya gelmeleriydi. Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü’ne bağlılığı arttı.”
Mustafa Kemal: “Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü kadar olamadınız...” Atatürk’ün fenerli olduğuna dair rivayet, adı üzerinde rivayetti. Fenerbahçe camiasının önde gelen isimlerinden ve Fenerbahçe tarihi'nin yazarlarından Cem Atabeyoğlu'nun anlattıklarına göre işin aslını araştırmak için Yunanistan’ın başkenti Atina’ya kadar uzanmak gerekiyordu. Ruşen Eşref Ünaydın'ın Atina büyükelçisi olduğu yıllardı. Fenerbahçe’nin jimnastik takımı, çeşitli müsabakalar için geldikleri Atina’da son derece başarılı olmuştu. Bunun üzerine, büyükelçi Ruşen Eşref, kendilerine bir yemek vermişti. Yemekte bulunanlardan biri de, o dönem Fenerbahçe yüzme kulübü'nün kaptanı olan Fenerbahçe tarihi yazan Rüştü Dağlaroğlu'ydu. Zaten Ruşen Eşref'in anlattığı anekdotu nakleden de ondan başkası değildi: Bir Fenerbahçe- Galatasaray maçı sırasında Atatürk ve dostları Dolmabahçe sarayı'ndadır. Bir ara Atatürk maçın skorunu merak eder. Öğrenip, 'üç-üç' diyorlar. O da, oradaki zevatı göstererek, 'biz de zaten burada üç- üçüz' diyor. Kimdir onlar, milli eğitim bakanı Necati bey, Ruşen Eşref ve Necmettin sadak. Bunların Galatasaraylı olduğu biliniyor. Vasıf Çınar, tarım bakanı Sabri Toprak ise FB'li. Peki üçüncü kim? Kim olacak, Mustafa Kemal elbette! Atabeyoğlu'na göre, kulaktan kulağa aktarılan bu anekdot, Atatürk’ün Fenerbahçeli olduğunu en azından imá ediyor.
Atabeyoğlu başka örnekler de veriyor: Atatürk’ün 1918 yılında ilk ziyaret ettiği ve hatıra defterini imzaladığı kulüp Fenerbahçe’dir. Bu ziyaret esnasında, İngiliz takımlarına karşı kazandığı başarıdan dolayı Fenerbahçe’yi övmüş, ayrılırken de, 'Fenerbahçe’ye ebedi muvaffakiyetler temenni ederim' demiştir.
Bir diğer örnek de şu: Yalova’da yüzme havuzu yapıldığı zaman, Atatürk havuzda bir sutopu gösterisi yapılmasını istiyor. 'kimi çağıralım' diyorlar, o da tereddüt etmeden, 'Fenerbahçe’yi çağırın' diyor. Üstelik Fenerbahçe kulübü o sırada yangın geçirmiş ve bütün malzemeleri yanmıştır. Bu örnekleri anlattıktan sonra, ‘‘bütün bunlar, en azından Atatürk’ün Fenerbahçe’ye teveccühü olduğunu gösteriyor’’ diyordu cem Atabeyoğlu (Meydan L). Beşiktaşlılar da boş durmuyor, Atatürk’ün Beşiktaşlı olduğunu kanıtlamak için benzer bir çaba içine giriyorlar. Válá Somalı ‘‘Türk sporunda bir asır’’ kitabında gayet net bir biçimde özetliyor fikrini: ‘‘Atatürk gerçek bir Beşiktaşlı idi.’’ Somali’ya göre, ‘‘Atatürk’ün Beşiktaş ile ilgisi 1915'de Çanakkale müdafii olarak adını dünya tarihine yazdırmadan önce başlamıştı.’’ dolayısıyla, Atatürk’ün 1918'de ilk kez Fenerbahçe’yi ziyaret ettiği fikri havada kalıyordu.
Bir başka şey daha söylüyordu somalı: ‘‘1914 ile 1920 yılları arasında akaretler spor caddesi'nde Beşiktaş kulübü'ne komşu olan Mustafa Kemal Atatürk, görevleri icabı sık-sık İstanbul dışına çıktığı günlerde, birlikte oturduğu annesini siyah- beyazlı sporcu ve idarecilere emanet etmiştir, gözü arkada kalmadan...’’,
İddia sahipleri birbirini çürütemiyordu ama görüldüğü kadarıyla, ‘‘Atatürk’ü bir takımın taraftarı gibi göstermek doğru değildir. Bu tür iddialar hem lüzumsuz tartışmalara sebep olur, hem de Atatürk üzerinde oluşan toplumsal mutabakata zarar verir’’ fikrinde buluşuyorlardı.
Fenerbahçeli araştırmacı Ergun Hiçyilmaz: Mustafa Kemal'in Beşiktaş Akaretler'deki evini, Beşiktaş kulübü'yle bir bahçe çiti ayırıyordu. Beşiktaş’la Atatürk aynı mahallenin çocuklarıdır, dersek, yanlış olmaz. Bir başka şey daha var beni böyle düşünmeye sevk eden. Beşiktaş, liglere çok geç katılmıştır. Çünkü o sırada İstanbul’da milli mücadele için çalışıyor ve gençleri örgütlüyordu. Tabii Mustafa Kemal böyle istediği için. Çok aklı başında fenerlilerin buna karşı çıkması mümkün değildi zaten. Diğerlerine ise söylediğim şudur: Bana bir belge gösterin, ben de ikna olayım. Bir de şunu söylerim elbette: ‘‘madem Atatürk’e sahip çıkma konusunda bu kadar gayretlisiniz, neden Fenerbahçe stadı'nın adını Atatürk stadı koymadınız da Şükrü Saraçoğlu stadı koydunuz? 'Atatürk Fenerbahçeliydi' demenin ölçütü budur. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ulu önder Atatürk'e 1926 yılında suikast girişiminde bulunulduğunu biliyor muydunuz? İşin ilginç yanı Atatürk'e suikast girişiminde bulunulması değil elbette... İşin ilginç olan tarafı bu ülkede yıllardır Atatürk Fenerbahçeli idi diye iddia edenler, Atatürk'e suikast girişiminde bulunanlar arasında o dönemin Fenerbahçe başkanı olmasıdır. Sahi Atatürk fenerli olabilir mi? '...Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır...' Bu arada Samsunspor’u da unutmamalı. Söyledikleri diğer söylenenlere göre bana daha mantıklı geldi;
Ne yazık ki Bizans altınları Samsunspor gibi güzide ekiplerin gelişmesini önlemiştir. Türk futbolunun geldiği noktanın sebebi budur.
Sonra Beşiktaşlılar peyda oldular ve aslında Atatürk’ün Beşiktaşlı olduğunu iddia etiler. Deliller yine benzer şeyler; idmanını seyretmiş, aferin demiş falan…
Statlarına kocaman bir “En Büyük Beşiktaşlı, Atatürk” panosu da koydurdular! (Ziyaret ettiği yerlerde “tez zamanda küme düşersiniz inşallah!” yazacak değildi elbette; ama malum kulüplere sorsan övgü dolu cümleler taraftarlık demek oluyor! ) Olsun dedik, ne yapalım?
Şampiyonluklara ambargo koyan düzen varsın Atatürk’ümüzü de sahiplensin. Ama sonra duyduk ki İzmir’in Karşıyaka’sı da Atatürk’ün Kafkaflı odluğunu iddia edermiş. Hatta ellerinde Ata’nın seyrettiği bir Karşıyaka idmanının fotoğrafı da varmış ve amblemlerindeki Türk bayrağını da onun isteğiyle kullanır olmuşlar. Buna da bir nevi eyvallah deyiverdik. Ama sonra iş iyice zıvanadan çıktı.
Bu sefer Atatürk’ün Fransızca bilmesini öne süren ve hiç hesapta olmayan Galatasaraylıların iddiaları çıktı ortaya. Son bomba ise KTÜ’deki bir öğretim üyesinden geldi ve Atatürk’ün henüz o zamanlar kurulmamış olan Trabzonspor’lu olduğu öne sürüldü. Deliller ise Trabzon gezisinde Trabzon Lisesini ziyaret edip, Necm-i Ati Kulübünün bir gecesine katılması…
Nihayetinde susmanın kâr etmediği ortaya çıkmıştır; hele de şu son hamleden sonra. Usta yazar A.Turan Alkan da bir yazısında bu acayiplikleri tiye almış ve Atatürk’ün bir İstanbul takımı tutmayacağını ve eğer illa da bir takım tutacak olsa idi bunların Samsunspor, Havzaspor, Amasyaspor, Erzurumspor olabileceğini; Ankara takımlarını da tercih edebileceğini ve kuvvetle muhtemel Ankara Demirspor’u tutacağını ama kendi gönlünden geçenin ise memleketi Sivasspor olduğunu yazmıştı. Hatta Recep Yazgan da bu yazıdan mülhem Samsunspor, 19 Mayıs 1919 ve amblem mevzuunda bir şeyler karalamıştı.
Ortada hakiki bir gayrı ciddilik olduğu kesin. Ama bu gayrı ciddilik içinde sanırım en ciddi iddia da bizimki olacaktır. Birilerinin bu kadar cüretkâr konuştuğu bir ortamda biz de iddia ediyoruz ki madem bütün bunlar delilden sayılıyor, o halde Atatürk Samsunspor’luydu! Tamam, kabul o büyük devlet adamını böylesi kısır tartışmalara alet etmek akıl işi değil ama madem öyle işte böyle!
20 Eylül 1924 tarihli bu beyanatı 23 Eylül tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde neşredilmiş Atatürk’ün. Mustafa Kemal, nüfus mübadelesiyle birlikte Selanik ve çevresinde yaşayan akraba ve hemşerileri olan Türkleri, Samsun yöresine yerleştirmiştir. Yaklaşık 40.000 mübadil Türk, Samsun'a gelmiştir. (Örneğin Serkan Aykut'un büyük dedesi de Sarışaban yöresinden Samsun'un Tekkeköy ilçesi Aşağı Çinik köyüne gelenlerdendir. ) Yani Selanik Atatürk’ün gurbetteki memleketi ise Samsun da vatandaki memleketi sayılır.
Baki Sarısakal’ın naklettiğine göre M. Kemal, 1924'teki gezisi sırasında Samsun'un o zamanki iki futbol kulübünden birisi olan Al Yıldız Kulübünü ziyaret etmiş ve şeref defterine başarı temennilerini yazmıştır. (Diğer kulüp ise halen faal olan Samsun İdman Yurdu'dur. ) Bu iki kulübün daha sonra kurulacak olan Türk Ocağı Spor ile birlikte 1927’de kurulan Samsunspor’un temelini oluşturdukları göz önünde tutulursa bir nevi ziyareti Samsunspor’a yapmış kabul edebiliriz. Ben de;
Mersinliler de şunu söylüyor: “Mersin'i ziyaretleri sırasında Mersin İdman Yurdu'nun hatıra defterini imzalaması onun MİY’li olduğunun en büyük kanıtı..” 10 Kasım’daki şu haber ise mutsuz etti: Bunların hangi takımlar olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? Biliyorsunuz ki, doların yeşilini İslam’ın yeşiliyle harmanlayıp yeşil sahalara inenler... Beni asıl yaralayan ise,Türkiye’nin en köklü kulüplerinden olan ve bu sene 100. yılını kutlayacak olan Ankaragücünü Melih Gökçek’in ele geçirmesi..
Belediye Başkanlığı döneminde Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarından kalan, devrimi hatırlatan her şeyi “restorasyon” adı altında veya gözden düşürerek bitiren Melih Gökçek için Atatürk’ün emriyle Ankara’ya getirilen, renkleri Atatürk tarafından belirlenmiş Ankaragücü 10 Kasım kutlamalarında ATATÜRK’ü aklına getirmiyor.
Şevket Çorbacıoğlu
|


