Türk adalet sistemi size güven veriyor mu?

Kültür Sanatta Bu Hafta

Karadeniz’in Bilinmeyen İnsanları Übeytler!

karagöz1998 de İngilizce yazılıp 2003 yılında Türkçe olarak ikinci basımı yapılan Walder Pitman ve William Ryan adlı kişilerin yazdığı “Nuh Tufanı” adlı kitap,"Tarihi değiştiren olaya ilişkin yeni bilimsel keşifler" olarak ünlendi.

Kitabın tanıtılmasında "Görkemli saraylar ve Minareler İstanbul’un kıyılarını süslemeden uzun bir zaman önce Boğaz içi; antik Karadeniz'in tatlı sularının Ege denizine oradan da Akdeniz’e boşaldığı daracık bir minik suyolundan başka bir şey değildi. Ardından deniz düzeyinin yükselmesi, bu akışı bir taşkınla tersine çevirdi.

Deniz suları büyük bir güçle ansızın, Boğaziçi’nden çağlayarak taştı. Dehşet verici sesi en az 100 kilometre uzaktan duyuldu. Kutsal kitaplardaki Nuh öyküsünde ve Gılgamış Destanı gibi Ortadoğu söylencelerinde geçen büyük. Tufan efsanesi binlerce yıla meydan okuyarak ayakta kaldı.

Pek az insan böylesi bir Tufan felaketinin gerçekten yaşandığına inanıyor. Ama şimdi iki saygın jeofizikçi, tarihi değiştiren bir olayı, bugün Karadeniz olarak bildiğimiz yerde 7600 yıl önce gerçekleşmiş muazzam bir taşkını keşfetti.

Bu taşkının Batı Avrupa’ya, Orta Asya’ya, Çin’e, Mısıra ve İran körfezine hızla yayılan insan göçlerine yol açtı. Bu durumu gösteren heyecan verici arkeolojik, genetik ve bilimsel bulguları, araştıran yazarlar Karadeniz insanlarının bizim uygarlığımızın da kaynağı olan Mezopotamya’daki ilk büyük uygarlığın kurucusu, gizemli ilk Sümerler olabileceği öyküleri, binlerce yıl boyunca kurmuş olabilirler miydi?

Ubeytiler adı İle yazılan insanlar ilk olarak kitapta Karadeniz’den dağılan insanların kuzeydoğuya Asya içlerine Ve güneydoğuya, doğu Akdeniz, Mısır ve Mezopotamya içlerine doğru olduğu düşünülen insan göçlerini gösteren bir harita bulunmaktadır.

Ubeytilerle ilgili verilen bilgiler, Sümerlerin kuzeyindeki uzak bir anayurttan gelenlerin ataları olduğu sanılmaktadır.

Güney Mezopotamyada alüvyon düzlüğünde ilk önemli kazılar yürütmüş ve yörenin ilk çiftçisi olan Ubeytilerin olağanüstü becerileri ortaya konmuştur. Daha önceki hiç bir ziyaretçi Ubeytin varlığını önemsememiş.

Ubeytler geniş aileleri için büyük evler yapmışlar. Karbon 14 tarihlendirme yöntemlerinin hata sınırları içinde Ubeyt yerleşimi, yeni selenlerin Filistine varışları ve Karadeniz'in taşkını ile eş dönemi veriyor görünmektedir.

Eridu gibi Sümer kentlerinin çoğu Ubeyt öncüllerinin üzerine kuruluydu. Sümer dilinde tarım ve el sanatları ile ilgili sözcükler gerçekte Karadeniz eritici potasından güneye yolculukta Mezopotamya ya takınmış ve ertesinde de Ubeytlerden Sümer ardıllarına geçmiş olabilir.(W.Pyan-W.Pitman, Nuh Tufanı,Ank2003,s. 235.236.282.285)

Nuh Tufanıyla ilgili verilen bu bilgiler Avrupa, Asya, Ortadoğu, Arabistan gibi geniş sahanın şimdiye kadar bilinen tarihini kökünden değiştirmektedir ve Karadeniz bölgesi de bu değişimden en büyük payını alıyor.

Sümer tarihi Otoritesi S.N. Kramer, Tarih Sümer de başlar adlı eserinin 182. sayfasında "Aşağı Mezopotamyada arkeolojik buluntulara göre birbirlerinden tamamıyla bıçak gibi ayrılan iki tabaka bulunur. Bu yalın toprak üzerinde bulunan Ubeyt devri ilk Urul çağı ile Ubeyt çağı üzerindeki varsayımlarda ciddi ayrılıklar bulunur diyerek Ubeyt'lere fazla yer vermez.

Pervin Erbil, Mezopotamya ile ilgili verdiği bilgiler arasında Ubeyt'lerden de söz eder. Ona göre, “Mezopotamya deltasının ilk yerleşimcilerinin İÖ 4500–4000 yılları arasında burada ikamet eden Ubeyt'ler olduğu bilinir. Ubeytlerin yarattığı kültürün etki ve izleri günümüze ulaşan Sümeri uygarlaştıran güçtür” der.

Ubeyt'ler hakkında şimdilik bulabildiğim bilgiler bu kadardır. Bu isim Sami dillerine benzemektedir. Ubeyd, Ubeyde lakapları Araplarda kullanılıyor.

Avrupa, Asya, Akdeniz, Mısır, Mezopotamya gibi geniş bir sahanın tarihini değiştiren bu olayı bildikten sonra artık Sümerlerin, Mısırlıların, Orta Asyalıların, Kafkaslıların, Yunan-Turanlıların, Hint-Avrupalıların kökenlerini aramaya gerek kalmıyor. Hepsinin kökenleri, şimdi sularla kaplı Karadeniz sahalarıydı.     

Avrupa’nın anası Anadolu olduğu gibi Orta Asya’nın da anası Anadolu-Karadeniz’dir. Bu da gelenekleşmiş Türklerin Anayurdu orta Asya’dır tezine tamamen ters düşüyor.

Böylece Avrupa- Asya anlamına gelen Avrasya ve Akdeniz havzasının atardamarı Karadeniz ve Anadolu’dur.           

Karadeniz’den dağılan Ariler, “Hind-Avrupalılar, Yunan, Turan, Mısır, Sümer” Ubeyt adları bu ulusların gerçek adları değil yabancıların onlara verdikleri adlar olması akla daha uygundur.
______________________