13.jpg

Ana Menü

  • ANA SAYFA
  • ÖZEL HABERLER
  • MAKALELER
  • ÖYKÜLER
  • ANILAR
  • ŞİİRLER
  • ÇEVRE ve İNSAN
  • İNSAN HAKLARI
  • HALK KÜLTÜRÜ
  • BÜYÜKLERE MASAL
  • KARİKATÜR
  • OKURLARDAN
  • BANA YAZIN
  • RADYO DİNLE
  • FOTOĞRAFLAR
  • FİKRET MALKOÇ
  • ULUSAL BASINDAN
  • VİDEO İZLE
  • GAZETELER
  • YAZI ARŞİVİ
  • MİSAFİR DEFTERİ
  • KÜNYE

SON EKLENENLER

  • Heron İddiaları
  • Türk Yunan dostluğu sahaya indi
  • Yeni Mübarek Kim Olacak?
  • Krizin faturası yoksullara
  • ‘Fethullahçılık tehlikesi’ ve hukuk...
  • Rize’deki Felaketin Nedenleri
  • Sabır Taşi
  • Burası Viyana mı?
  • Ayı ve Devler Arasında
  • Yine bir çıkmaz sokak!
  • Avcı: Bunu bekliyordum
  • Hanefi Avcı Yazdı
  • Sümela
  • BJK kampından PKK kampına
  • Eski Dosta Gözyaşılı Karşılama

Son yorumlar

  • Hükümet Demokrasiye Direniyor mu?
  • Yaşamak Güzel, Yaşatmak Daha Güzel‏
  • Sekiz Ayda Yüzbin Ziyaret
  • Trabzonlu Bir Türk Olmanın Keyfini Yaşamak
  • Ne Kadar Demokrasi İkram Edersiniz?

ANKET

Anayasa Refendumu için
 

2010 Ziyaretçileri

mod_vvisit_counterToplam:102161
...

Deprem Olursa Pencereden Atlayın Array Yazdır Array
Şevket Çorbacıoğlu tarafından yazıldı   
Cumartesi, 20 Haziran 2009 08:58

Fethiye ve çevresindeki “5,6” şiddetindeki Deprem elbette ki düşündürdü beni; fakat beni düşündüren asıl aşağıdaki haber oldu:Bursa'nın İznik İlçesi'nde Devlet Hastanesi'ni ziyaret ederek, binanın olası bir depreme dayanıklı olup olmadığı hakkında bilgi alan CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel'e, hastanenin Müdür Yardımcısı Orhan Demirci, “Vekilim binada inceleme yapan inşaat mühendisi bana 5.0 büyüklüğünde deprem anında hastanenin en yakın camından atlamamı, aksi halde burada öleceğimi söyledi” diye konuştu.

 Bu haberi okuyunca; pencereden atlamış gibi değil de, balkondan düşmüş gibi oldum. Bir Mühendis, üstelik İnşaat Mühendisi bunu söylemez!! Eğer ki söyledi ise büyük bir talihsizlik; talihsizliğin ötesinde; büyük aymazlık...
Birileri çıkıp; “Bilemeyebilir, adam İnşaat Mühendisi, ülkemde Deprem Mühendisliği okutulmuyor ki..” demesin sakın; çünkü, kişinin deprem mühendisi, Jeoloji, Jeodezi veya jeofizik mühendisi olmasına gerek yok, mühendislik disiplinlerinden biri veya bir mimar, hatta peysazcı böylesi saçma bir öneri de bulunmaz, en basitinden en yakın kiriş-kolon etrafında durun demesini öğrenmiştir..

Burada bir tuhaflık var, var olmasına da, ben tuhaflığı öteleyip eğitim sorununa değinmek istiyorum:
Yıl 2001; TMMOB-İMO Yazman üyesi olarak; Genel Yazmanlık görevini, yani yerleşik adıyla Genel Sekreterlik görevini üstlenmişim. Nerden aklıma geldiyse; DPT’den (Hayir,hayir! Devlet Planlama Teşkilati...”’; Türkiye’nin Mühendis ve Mimar gereksinimi nedir? bilgisi istedim. İnanın gelen bilgi yazıda tüm disiplinlerde gereksinim fazlası vardı. Yaklaşık, yüzde 35 fazlalık... Örneğin yazıda; İnşaat Mühendisi sayısı(rakamı net anımsamıyorum); 72 binlerde, Türkiye’nin İnşa. Müh. gereksinimi 40 binlerde idi..Bu veriler; TMMOB bünyesinde İMO olarak, senelerdir öncülüğünü yaptığımız ve  yasasını hazırladığımız “Mühendislik sonrası eğitim-Sertifikalı Mühendislik” ısrarımızda ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyordu..

Yukarıda ‘Bir mühendis bunu söylemez” diyerek; bir zaman önemli bir siyasimizin dediği  “Bana Milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz” benzeri “Bana Mühendisler hata yapıyor dedirtemezsiniz” komikliğinde bulunmak istemem. Doğaldır ki; her disiplinin kendi yapısallığı içinde bir eksiği, yanlışı vardır; önemli olan bu yanlışı gidermenin sürecini işletebilmektir. Asla, “Mühendis ve Mimar mı bıraktınız?! Çalışanların tümü yaşam çizelgesinin (Türkçe’mizi zenginleştirenler, başta ben buna Skala diyorum; İtalyanca Scala’dan olma, Latince’den doğma) altında mücadele veriyor, yetmedi işinin başında katlediliyor..” gibi yakınmalarda da bulunmak istemem, çünkü çok yakındık, hala, “Benim oğlum bina okur döner-döner yine okur” örneği ayni şeyler yaşatılıyor. Düşünün bir Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (Bu kurumu birileri kapattı, ama ben asla kapatmayacağım..) veya Karayolları Genel Müdürlüğü çalışanı yaşam çizelgesinin altında ücret alırken, bazı özerk kurum çalışanları yaşam çizelgesinin 4 kat üstünde ücret almaktadır. Özel de çalışan meslektaşlarımız asgari ücretle (Neden en düşük ücret denmez ki, daha doğrusu demiyorsun!?) biyolojik varlığını korumaya çalışıyor... Çoğu da işsiz..
Kusura bakmayın, attık bir kere kendimizi pencereden..

Depremin enerjisini boşaltması benzeri, gerilim üzerimizden atmak için; siyasilerimize güldüşün boyutunda gönderme yapalım..

Siyasilerimizin; deprem felaketlerinde; depremin tam göbeğine seçim kürsüsü benzeri kürsü kurdurup depremzedelere seslendiklerine tanık olmadık değil. Bir İnşa. Müh. Arkadaşım yakın zamanda yaşadığını anlattı.Deprem sonrası, üst düzey (fazlasıyla üst.) bir yetkili; açık alanda mühendislerden bilgi alıyormuş; Mühendis; “Deprem anında kesinlikle en güvenilir yer kiriş altında ve kolon yanında durmak veya masa altına girmektir..” derken aniden  artçı depremle arazide sallanmaya başlamışlar. Üst düzeylimizin binaya doğru koştuğunu görünce daha da şaşırmışlar. “Nereye efendim?!” diye seslendiklerinde “Kiriş kolon altına gireceğim” yanıtı adeta alandakilere ikinci bir artçı gibi etki yapmış..

Siz yine; deprem olursa pencereden aşağı atlayın!!!
 

      
 
 
   ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
 
         Teknopolitikalar platformu
 
         Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 



Bu yazıyı Facebookta paylaş
< Önceki   Sonraki >
 
Yorum ekle
JComments