SON EKLENENLER
- Heron İddiaları
- Türk Yunan dostluğu sahaya indi
- Yeni Mübarek Kim Olacak?
- Krizin faturası yoksullara
- ‘Fethullahçılık tehlikesi’ ve hukuk...
- Rize’deki Felaketin Nedenleri
- Sabır Taşi
- Burası Viyana mı?
- Ayı ve Devler Arasında
- Yine bir çıkmaz sokak!
- Avcı: Bunu bekliyordum
- Hanefi Avcı Yazdı
- Sümela
- BJK kampından PKK kampına
- Eski Dosta Gözyaşılı Karşılama
ANKET
| ... |
| Uluslararası Trabzon Kalandar Şenlikleri | Array Yazdır Array |
| Makaleler | |||
| Yusuf Bulut tarafından yazıldı | |||
| Cuma, 25 Aralık 2009 16:03 | |||
|
Birkaç yürekli Trabzonlu bunu bir gün mutlaka başaracaktır. Mehmet Kara Caykara’lıdır ve Trabzon’da turist rehberi ve tercüman olarak çalışır. Özellikle yaz aylarında, batıdan gelen turistlere rehberlik eder. O nedenle kent sınırları içinde bulunan tüm tarihi ve turistik yerleri bilir. O yerlerin tarihi hakkında belki de yeterli bilgisi yoktur ama yaptığı iş ile Trabzon’un turizm gelirlerini artırdığı kesin. Çok fazla müşterisi olduğunda, tek başına bir turizm bürosu gibi çalışarak pek çok kişiye iş verir. Öyle olunca da ona müracaat eden hiçbir turisti geri çevirmemiş olur. Geçenlerde şöyle bir not gönderdi bana; “2010 kalandar kutlamaları ... Trabzon'un Maçka ilçesi Livera (Yazlık köyü) köyünde Kalandar Kutlamaları... Derneğimiz vasıtasıyla, Trabzon Valisi Sayın Recep Kızılcık ve Maçka Belediye Başkanı Sayın Ertuğrul Genç'in Katkı ve yardımlarıyla, 3 Ocak 2010 da Maçka'nın Livera köyünde (Yazlık Köyü) tarihi kalandar kutlamalarının 2.incisi yapılacaktır.
Kalandar (Yeni Yıl) , Livera köyü sakinlerinin sıcak ve misafirperver katılımlarıyla 87 yıllık bir aradan sonra ilk kez geçtiğimiz yıl Livera’da kutlanmıştır. 1922 den 2009'a kadar geçen 87 yıllık bu süre o gün Livera' daki heyecan ve duygu yüklü anımızda bizim için sanki 1 yıllık bir süre intibası vermiştir. O zamanlarda olduğu gibi şimdi de aynı şekilde gelecek olan yeni yılı karşılıyoruz.
Karşılıklı duygu ve sevinçle, Köy Muhtarı Sayın Turgut Yılmaz ve köyün tanınmış yazarı olan İlyas Karagöz'e seneye tekrar geleceğimize dair mecburiyetten verdiğimiz bu sözümüzü yerine getirmek için bu yıl tekrar Livera'ya geleceğiz.
Liveralı dostlara saygı ile duyurulur. e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir - Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ”
Bu duyuruyu yayınlayan gurup, geçen yılbaşında da gelmiş, horon ve kemençe gösterilerinden sonra çekip gitmişlerdi. Anlaşılan o ki bu sene yine gelecekler ve daha kapsamlı bir programları var. Geçen gelişlerinde bazı fanatikler pek rahatsız olmuştu. Bütün dünyanın insanları turizm gelirlerini artırmak için çırpınırken, bizimkiler; “Yoksulluğumuza razıyız, kimseler gelip gitmesin” demeye getiriyorlar. Anlayan varsa beri gelsin… * * * Duyuruda ifade edilen o ki, bu gelecek olanlar, daha önceden Maçka ve köylerinden Hıristiyan olmaları nedeniyle sürülen insanların torunlarıdır. Biz onlara “Rum” diyoruz. Hıristiyanlar sürüldükten sonra boş kalan evlerine Trabzon’un diğer yerlerinden insanlar gönderildi, yerleştirildi. Bu yeni gelenler; “Gidenler ya tekrar geri dönerlerse?” endişesi ile ve bazı devlet adamlarının da göz yumması sonucu önemli Hıristiyan yapılarını talan ettiler hatta dinamitlediler. O yapılanları bugün için çirkin bir iş olarak yorumlayabiliriz. Ne var ki 20. yüzyılın genel dünya tarihine baktığımızda, çirkin olarak yorumladığımız o günkü olayların diğer ulusların yaptığı yanında pek masum olduğu anlaşılır. Demem o ki giden Hıristiyanların kiliselerini okullarını harap eden dedelerimiz mesela Alman Nazileri ile mukayese edilemeyecek kadar masum idiler. Ve… Dünya üzerinde bizden daha az günahsız, masum bir millet yoktur, desem pek de abartmış sayılmam. Ancak bu sözüm hiçbir günahımız yoktur şeklinde de anlaşılmamalı. O yüzden millet olarak çok da utanacak halimizin olmadığını bir kez daha yazmak istiyorum. Artık dostluğu turizme, turizmi de paraya dönüştürmek dururken, başkalarına kin besleyerek ömür tüketmek akıl ile izah edilemez. * * * Şimdi yeniden konumuza dönelim. Bana kalırsa dedelerimizin komşuları olan giden Rumların torunları, yüreklilik örneği gösteriyor. Geliyor, geziyor ve tekrar dönüyorlar. Daha da ileri giderek atalarının törelerini yeniden, ama özgün yerinde sergiliyorlar. Geçmişine saygı duymak herhalde böyle bir şey olmalı. Adamlar iki ay önceden programlarını yapmış ve yayınlamışlar. Valiliğe Maçka Belediye başkanlığına da haber vermişler. Cesurca davranmışlar. Fakat eminim ki; Trabzon’da yaşayan ama en az onlar kadar yürekli olan binlerce insanımız vardır. Bunu şu anlamda söylüyorum; onların programına katkıda bulunmak, daha zengin bir program ile Liverada kutlanacak olan Kalandar şenliklerini uluslar arası boyuta taşımak işten bile değildir. Bu durumun Trabzon için ne tür yararlar sağlayacağını okuyucularımın takdirine sunuyorum. Neler yapılabilir? Öncelikle he iki taraftan “kelam sahibi” olan insanların konuşmacı olarak katılabileceği halka açık, açık oturumlar düzenlenebilir. Böylece karşılıklı tanışma daha iyi sağlanarak her iki halkın dostluğu pekiştirilir. Varsa eğer, kırgınlıklar giderilir. İnsan yaşamında dostluk bağlarından daha çok yarar sağlayabilen hiçbir araç yoktur. Bunu sağlayınca; Kalandar şenlikleri, merkezi Livera olmak üzere, Trabzon’un pek çok yerine taşınması ve bu gösterilerin aynı anda oralarda da icra edilmesi çok da zor olmayacaktır. Böylece memleketimize özgü, oluşacak kültürel bir yapının hesap edilemeyecek kadar maddi ve manevi gelir getirmesi sağlanabilir. Sonuçta; Türk milletinin Trabzon bağlamında ne büyük ve muhteşem bir medeniyetin sahibi olduğu yeniden kanıtlanmış olacak. Bu sözünü ettiğim olgu, başlı başına bir kalkınma projesidir. Ne var ki uzun yıllardan bu yana Trabzonluluk üzerine yoğunlaştırılan fanatik baskılar bu projeye geçit vermeyebilir. O nedenle “Yürekli insanlar” gerektiğini söylüyorum. * * * Belki de Trabzon şu anda tarihte görülmediği kadar bir zenginlik içindedir. Ne var ki bu zenginliğin tamamı gurbette çalışılarak elde edilmiş ve nakit olarak Trabzon’a havale edilmiştir. Bunun ne kadar daha devam edebileceği bilinemez. Oysa sadece biraz ilgi bekleyen, pek de bir sermaye istemeyen “Kalandar Projesi” özgün bir tasarımdır. “Trabzon” markasını taşıyabilecek bir üründür. En önemli şansı da giden ve kalan Trabzonluların buna sahip çıkmak isteğidir.
|



Yorumlar
video.ntvmsnbc.com/?714571#v237013026097007058107209059096151244214112128231
img402.imageshack.us/img402/7541/taka.png
4 Ocak 2010 Tarihli Kuzey Ekspres gazetesinin 3. sayfasında verilen haber.
Trabzon’da Kalandar gecesi (Ocak ortası), Anadolu’da Ocak veya Mart ortasında köy gençlerinden birisinin ayı postu giyip, üzerine çanlar taktıktan sonra ev ev gezdirilerek yöreye göre kemençe, davul zurna, tef[xiv] vs. eşliğinde türküler söylenerek oynatılması çeşitli taklit ve seyirlik oyunlar oynanması adeti çok sayıda varyasyona sahip olmakla ve bir çeşit Saya Gezmesi olmasına karşın karakoncolos miti ile ilişkisi barizdir. Ev sahibi oyunculara para,nın yanı sıra yöreden yöreye değişen temel besin maddeleriyle un, yumurta, peynir, yağ, pekmez ve üzüm vs. vererek ödüllendirir. Evlerden toplanan yiyecekler gençler tarafından hep birlikte pişirilip yenilmektedir. Ayı postu giydirilip beline çıngıraklar bağlanan karakterin Trabzon’daki adı karakoncolos diğer Anadolukentlerindeki adı Arap’tır. Her iki karakterin ortak yönü yüzlerinin is ile siyaha boyanmasıdır. Konya Ilgın’da gerçekleştirilen bir Saya varyasyonu şöyledir:
“Konya’da 18 Ocak’ta gün dönümüne denk getirilen tarihte yapılır. Ellerinde heybelerle ev ev dolaşan gençlerden birisi ayağına tahtalar takıp boyunu uzatırken paçalarına da çanlar takar, bir diğeri de yüzünü siyaha boyayarak arap olur. Saya tekerlemesini okuyan bu iki gence un, yağ, yumurta gibi yiyecekler verilmekte daha sonra toplanan tüm yiyecekler köy gençleri arasında pay edilmektedir. [xv]“
Avrupa’da pek çok seyirlik oyunda da rastlanılan ve Morisko olarak adlandırılan yüzünü siyaha boyamış Arap karakteri, ateşten kaynağını alan cinlerle özdeşleştirilmekte ve bolluk getireceğine inanılmaktadır.
Yunanlılar Kalikantzaroslarun evlere bacasından girerek ocak ateşini söndürmeye çalıştıklarına inanmaktaydılar[xvi]. Bazı yörelerde oynanılan Arap oyunlarının yanı sıra Trabzon folklorunda oyunlarda şeytan karakterine tastlanması dahası elinde bir sopa ile ateşi karıştırması bu inanışın sembolik devamı olmalıdır.
Doğu Karadeniz Karakoncolos oyunlarında, Karakoncolos figürü dışında maymun (bazen Yunanca karşılığı momoyer) ve Ayı (veya Yunanca karşılığı Arkhos) karakterleri de bu yaratıktan gelişmiştir. Hatta bazı oyunlarda hepsi birden temsilde yeralmaktadır. Gerek ayı gerekse momoyer karakterlerinin bazı varyantlarda oyunun esas erkek karakteri Kizir’in[xvii] ikinci adı olması[xviii] Karakoncolos’un zamanla Kizir’e dönüştüğü bu sebepten momoyer ve Ayı karakterlerinin ayrıca yaratılmak zorunda kalındığına işaret edebilir. Gerçekten de Kizir, Momoyer , Ayı karakterlerinin ortak özelliği seyirlik oyunun bir yerinde ölmeleri ardından doktor, kral, ağa ya da Gelin tarafından yüzlerine osurularak diriltilmeleridir. Özellikle Rumlar tarafından kumpanyalar tarafından oynanılan momoyer oyunları o dönemin kukla ve Avrupa’da oynanılan vodvillerden etkilenerek öylesine karmaşık bir hal almıştır ki Müslümanlar tarafından oynanılan oyunların analizi hem daha kolaydır hem de orjinaline daha yakındır. Çaykara ilçesine bağlı Hopşera köyünden bir derlemede Karakoncilo oyununda[xix] 7 karakter bulunmaktadır. Bunlar:
1. İhtiyar[xx]: Eski elbise giyen takma sakallı ve eli bastonlu birisi
2. Deve: Deve formuna sokulmuş bir ya da birden fazla insandır. Boğazında çıngırakalr avrdır
3. Ateşçi: Sivri külahlı, uzun boylu, yüzü siyaha boyanmış, elinde sopa, ocaktaki ateşi karıştırmakla görevlidir
4. Delikanlı
5. Kız
6. Hediyeci
7. Çoban: Delikanlı ile kızın oynaması için kaval çalar
Samuilidis’in yüzlerce örneğini topladığı “Geleneksel Pontos Halk Tiyatrosu” adlı çalışmadaki tüm örneklerin kabaca analiz edilmesi de yukardaki tabloyu değiştirmemektedir. Bu oyunda –ölüp dirilme hariç- temel bereket sembollerin hepsi bulunmaktadır ki bunlar:
1. Karakoncolos : Öncelikle adı Karakoncilo olan oyunda bu isimde bir karakter olmaması şaşırtıcıdır ama ateşçinin (ya da şeytan) bu rolü üstlendiği görülmektedir.
2. yüzün siyaha boyanması: Yaratığın iblis olduğunu sembolize etmesinin yanı sıra gelinlerin de yüzleri nazara karşı siyaha boyanmaktadır.
3. Değnek: Penisin sembolüdür. Tarlaları döller ve bereket saçar.
4. ateşin karıştırılması: Baca kültüne aittir
5. evlerden yiyecek toplanması
6. Çıngıraklar: Genellikel karakoncolosa takılan bu semboller bu sefer deveye takılmış ve rol paylaşılmıştır.
7. Sivri külah ya da maske
8. Ayı postu: Bu basit varyasyonda post işi deveye mal edilmekle birlikte neredeyse tüm varyasyonlarda karakoncolos tarafından giyilmektedir.
Biz Kalandar etkinliğini yukarıda ki açıklama kapsamına göre 87 yıl aradan sonra değil biz bunu yıllardır kutluyoruz.
Kaynak: http://www.karalahana.com/makaleler/folklor/Karakoncoloz%20nedir.htm