1.jpg

Ana Menü

  • ANA SAYFA
  • ÖZEL HABERLER
  • MAKALELER
  • ÖYKÜLER
  • ANILAR
  • ŞİİRLER
  • ÇEVRE ve İNSAN
  • İNSAN HAKLARI
  • HALK KÜLTÜRÜ
  • MASALLAR
  • KARİKATÜR
  • OKURLARDAN
  • WEB SİTELER
  • BANA YAZIN
  • FOTOĞRAF
  • RADYO DİNLE
  • FİKRET MALKOÇ
  • ULUSAL BASINDAN
  • VİDEO İZLE
  • GAZETELER
  • YAZI ARŞİVİ
  • MİSAFİR DEFTERİ
  • KÜNYE

SON EKLENENLER

  • Romeyika'nın Türküsü
  • ABD’den İsrail’e Kınama
  • Nijerya'da Dinler savaşı
  • Bursa / Diyarbakır Maçına Ayna
  • ViraTrabzon
  • İzlanda borçları için sandık başında
  • Türkiye soykırımı zorla kabul etmez
  • Yunanistan İflasta
  • Küba
  • Maaş Meselesi
  • Adaletime Dokunma
  • Yalçınkaya AKP’nin Peşinde
  • Sümela'ya Sınırlı İzin
  • Para din adamını da bozdu!
  • Silinmeden İzleyin

Son yorumlar

  • Kafes
  • İzlanda borçları için sandık başında
  • Bizim Köyün Kadınları
  • Toplumsal Korkular ve Sonrası
  • Meva

ANKET

Size Göre, Ülkemizin Siyasal Güçleri Bir "Son Hesaplaşma" İçinde mi?
 

2010 Ziyaretçileri

mod_vvisit_counterToplam:53836
Yoksa bende asker takıntısı mı var?.. Array Yazdır Array  e-Posta
Hasan Cemal tarafından yazıldı   

20 Aralık Pazar 2009 / Hasan Cemal
Başbuğ Paşa, kuvvet komutanları... Sırtlarında savaş üniformaları... Bir savaş gemisinin güvertesinde, topların altında sıralanmışlar.
Başbuğ Paşa konuşuyor.
Yüz hatları çok gergin.
Hepimize neyi nasıl yapmamız gerektiğini söylüyor, adeta işaret parmağını gözümüzün içine sokarak...
Her şeyi de biliyor.

Yoksa bende asker takıntısı mı var?.. İlker Başbuğ Paşa’yı Oruç Reis Firkateyni’nde gördüğüm günden beri avucum kaşınıyor. Kaç gündür de direniyorum. Hadi bu seferlik pas geçeyim dedim.
Ama olmuyor işte.
Oysa yazacak o kadar çok şey var ki.
Örneğin İklim Zirvesi.
Kopenhag’da fiyaskoyla biten zirveyle ilgili tek satır yazmış değilim.
Gerçekten ayıp.
Her şey Ömer Madra’nın sırtında. Kaç zamandır Kopenhag’da, küresel ısınmanın insanlık açısından önemini anlatmaya çalışıyor. Biz de Ömer’e kulak verip geçiyoruz.
Yazık ki ne yazık!
Bırak Başbuğ Paşa’yı, hiç olmazsa bir pazar günü iklim zirvesini yaz, Başkan Obama’nın tutumunu eleştir.
Sonra Can Dündar var.
Mustafa belgeselinden dolayı hakkında dava açılması gündemde.
Bunu yazmadan olur mu?
Belgesel nedeniyle zaten acımasızca çarmıha gerilmiş olan Can Dündar, “Atatürk’ün hatırasına hakaret”ten 7.5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanabilecek.
Olacak şey mi?
Demokrasi eğer özgürlükler düzeniyse, böyle bir dava, böyle bir zihniyet, demokrasiye ölümcül bir darbedir.
Otur bunu yazsana.
Veyahut Oral Çalışlar var.
Bazı ‘muhbir vatandaşlar’ın suç duyurusuyla hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle geçen gün gidip savcılığa ifade verdi.
Evet, yazacak çok şey var.
Ama galiba sende de asker takıntısı var. Kaç gündür yazmamak için direndin ama sonunda yapamadın işte.
Haklısın.
Genelkurmay Başkanı...
İlker Başbuğ Paşa...
Yanında kuvvet komutanları...
Hepsinin sırtında savaş üniformaları, bir savaş gemisinin güvertesine çıkmışlar, topların altına dizilmişler, gözlerimizin içine baka baka neyi, nasıl yapmamız gerektiğini bize söylüyorlar.
Biz nasıl yazacağız?
Gazeteci milleti nelere dikkat edecek?
Medya nasıl davranacak?
Savcılar ne yapacak?
Yargının askerle işbirliği nasıl olacak?
Edepli akademisyen ne demek?
Siyasetçi ne yapmalı?
Savaş gemisinin güvertesinde, topların altında, Başbuğ Paşa’yı o kendine has biraz da sinirli başöğretmen edasıyla konuşurken gördükçe, itiraf edeyim, vücut kimyam gitgide bozuluyor.
Benim neyi nasıl yazacağıma karışabiliyor. Savcılara askerle nasıl işbirliği yapmaları gerektiğini söylüyor. Akademisyenlere, siyasetçilere sallıyor vs...
Hangi yetkiyle?..
Nereden alıyor bu gücü?.. Omuzundaki yıldızlardan mı, elindeki silahından mı, altında durduğu toplardan mı?..
Bunların hiç biri kendisine böyle bir hakkı veremez. Benim ne yazmam gerektiğine karışamaz. Savcılara talimat veremez. Siyasetçileri suçlayamaz. Akademik dünyaya karışamaz. Medyaya nizam vermeye kalkışamaz.
Bunların hiç birini yapamaz.
Askerin siyasetle işi yoktur.
Başbuğ Paşa siyaset yapıyor.
Yani suç işliyor.
Kaçıncı defadır yapıyor bunu. Ve asıl askeri yıpratmak, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmak budur.
Başbuğ Paşa’nın bize ne yapacağımızı anlatmak yerine, başında bulunduğu kendi kurumunun içine dönüp onu adam etmesi, bazı açılardan temizlemesi gerekir. Silahlı Kuvvetleri, devlet içinde devlet konumundan kurtarıp demokrasilerde olması gereken yere oturtmaya çalışması gerekir.
Bunları yazınca rahatladım.
Bende ‘asker takıntısı’ yok, biliyorum, bende demokrasi takıntısı var.
Taraf’ın manşeti güzeldi:
“Paşa, sen bize Kafes’i anlat!”
İyi pazarlar!

< Önceki   Sonraki >
 
Yorum ekle
JComments