5.jpg

Ana Menü

  • ANA SAYFA
  • ÖZEL HABERLER
  • MAKALELER
  • ÖYKÜLER
  • ANILAR
  • ŞİİRLER
  • ÇEVRE ve İNSAN
  • İNSAN HAKLARI
  • HALK KÜLTÜRÜ
  • BÜYÜKLERE MASAL
  • KARİKATÜR
  • OKURLARDAN
  • BANA YAZIN
  • RADYO DİNLE
  • FOTOĞRAFLAR
  • FİKRET MALKOÇ
  • ULUSAL BASINDAN
  • VİDEO İZLE
  • GAZETELER
  • YAZI ARŞİVİ
  • MİSAFİR DEFTERİ
  • KÜNYE

SON EKLENENLER

  • Heron İddiaları
  • Türk Yunan dostluğu sahaya indi
  • Yeni Mübarek Kim Olacak?
  • Krizin faturası yoksullara
  • ‘Fethullahçılık tehlikesi’ ve hukuk...
  • Rize’deki Felaketin Nedenleri
  • Sabır Taşi
  • Burası Viyana mı?
  • Ayı ve Devler Arasında
  • Yine bir çıkmaz sokak!
  • Avcı: Bunu bekliyordum
  • Hanefi Avcı Yazdı
  • Sümela
  • BJK kampından PKK kampına
  • Eski Dosta Gözyaşılı Karşılama

Son yorumlar

  • Hükümet Demokrasiye Direniyor mu?
  • Yaşamak Güzel, Yaşatmak Daha Güzel‏
  • Sekiz Ayda Yüzbin Ziyaret
  • Trabzonlu Bir Türk Olmanın Keyfini Yaşamak
  • Ne Kadar Demokrasi İkram Edersiniz?

ANKET

Anayasa Refendumu için
 

2010 Ziyaretçileri

mod_vvisit_counterToplam:102138
...

İstanbul Boğazı Köprüleri Array Yazdır Array
Özel Haberler
Şevket Çorbacıoğlu tarafından yazıldı   
Cuma, 03 Temmuz 2009 14:08

Yedi Kocalı İstanbul Ve Boğaz Köprüleri‏
Y
Yıllar önce idi; 3. köprünün tartışmaya başlandığı yıllar. Bir arkadaşım telefon etti; “Ankara’dasın, şu 3. köprünün geçeceği hattı öğrenebilir misin?” Ben de saf-saf TCK’ya giderek, köprünün geçeceği güzergâhı öğrenmeye çalıştım. Adını vermeyeceğim, bir yetkili bu isteğim karşısında katıla-katıla gülmeye başladı ve şunu sordu “Ne o arsa spekülatörlüğüne mi başladın?” Soru karşısında şaşırmıştım. Öğrendim ki; güzergâh; arazi rantçılarından gizlenmesi gereken çok önemli bir sırmış; bu nedenle Başbakana bile asla söylenmiyormuş (Bu sefer ben içimden katılmaya-katılmaya güldüm). İnanmadım, fakat inanmaları oynadım denebilir.
Arkadaşa durumu ilettim; o da katıla-katıla güldü. “Biliyordum, fakat Mühendisler Birliği Genel Başkanı olman nedeniyle belki öğrenirsin diye şansımı kullanmaya çalıştım.” Bu nedenle, Sayın Bakan Binali Yıldırım’ın ‘Bilişim Teknolojileri Konferansı'nın yapıldığı Çeşme'deki açıklamaları ilginç, ilginç olduğu kadar düşündürücü geldi bana. En önemlisi de “Her iki köprünün kuzeyinde olacağı kesin...” açıklaması. Daha ihale dosyası hazırlanmamış, köprünün resmen güzergâhını işaret ediyor. Bu güzergâh ya doğru değil, ya da çok önceden birilerinin bildiğini bilmediğini vurgulamak için yapılmış bir ulaşım takiyyeli ve takviyeli açıklama.

 İster-istemez değil, isteyerek açıklık (Buna Türkçe’yi zenginleştirenler Arapça şeffaflık diyor, yani Farsçadan türeme billur anlamında. Ne de billuruz ya..) adına soruyorum: “Bu güzergah belirlendi diyelim, Her iki köprünün kuzeyinde kimlerin arazı kapattığını, zamanını, bunların kimlerle yakın ilişki içinde olduklarını öğrenebilecek miyiz; pardon bilgi edinme hakkımızı kullanarak öğrenebilir miyiz?
 Sorumun yanıtını verecek sorumlu arıyorum, aksi takdirde boğazın iki yakasına ahtapot gibi yapışmışların iki yakasındadır iki elim, mahşer günü.
 Benim bu damıtılmamış, daha doğrusu imbikten geçmemiş sorularımı niçin yöneltiyorum? (kime yöneltiyorsam) Köprünün İstanbul trafiği için yapıldığına inanmayanlardanım (eskiden bunlara komünist deniyordu, şimdilerde Ergenekoncu deniyor) İstanbul halkının işine gitmesi için değil, İstanbul rantçısı, yani ‘varsa yoksa arsa borsa’cıların arazilerine giden yolların köprüsü.
 
 Dün raylı sistem ve Raylı Tüp Geçiş projeleriyle kent içi ulaşım politikalarını savunanlar ve bunun dışındaki ulaşım projelerine şiddetle karşı çıkanlar; bu doğru projeyi yaşama geçirmelerine karşın, bugün neden üçüncü boğaz geçişine gereksinim duydular, acaba?
Bu sorunun yanıtı; siyasi ve ekonomik getirim saldırısını içinde barındırdığını hepimiz biliyoruz, fakat bilinmiyoruz. Bilinenler, bildiğini okuyanları projeleriyle teorize edenler ve meslek odalarında ideolojik söylevleriyle, örselenmiş ilerici/devrimci dokularını onamaya çalışanlar. Sakın bunu yadsımaya kalkma, aksi takdirde kalkacak fırsatın olmaz.
 Yıllarca; Ayten Gökçer ile özdeşleşmiş; 7 kocalı Hürmüz müzikalini izledik. Orada Gökçer’in sürekli tekrar ettiği şarkının son kıtası şöyle biter; “hey tanrım-bana üç tane-üç te yetmez beş tane-beş te yetmez yedi tane-ver ver ver ver-ver Allah’ım ver...”
Bu nakaratlar, elbette ki; kendisini milyonlarca yılda oluşturmuş “Benim için; dünyanın tek harikası İstanbul Boğazı’na” değil, yıllardır boğazını İstanbul Boğaz rantı ile dolduran siyasi ve ekonomik rantçılara aittir.
Bakın Sayın Ulaştırma Bakanı Yıldırım’ın şu söylediklerine; ''İstanbul'a yapılacak 3. köprü için bu yıl bitmeden ihaleye çıkacağız. Köprü için trafik garantisi vereceğiz. Trafik az olursa geçiş ücreti farkını biz ödeyeceğiz, trafik fazla olursa parayı kırışacağız. Her iki köprünün kuzeyinde olacağı kesin. Hazırlıklar devam ediyor. Yılın üçüncü çeyreğinde ihale süreci başlar. 4 alternatif güzergâh var birine karar vereceğiz. Biz güzergâh belirliyoruz. İdari şartname ve teknik şartname veriyoruz. Asıl olan güzergâhtır. Bir de garanti. Şu kadar trafik garantisi veriyorum, az olursa tamamlarım, çok olursa kırışırız. Böyle maddeler koyuyoruz. Ondan sonra gel kardeşim sen bunu kaç sene işletirsin diye soruyoruz. Her şeyi belirliyoruz. İhalede de süreyi yarıştıracağız.”
 Ben mi karıştırdım, yoksa bakan kırıştırdım, pardon kırıştırırız dedi mi?
 Açıklamalarının ardından 3. köprünün 'Beykoz-Tarabya' ya da 'Beykoz-Sarıyer' arasında yapılabileceği olasılığı ağırlık kazanıyor.
 
 İstanbul'un tek kurtuluş reçetesi olan ve master projede yer alıp Zeytinburnu ilçesinde pilot çalışma mahiyetinde uygulanan, 'Sıfır Can Kaybı' için düşünülen 'İstanbul Projeleri' ve '7 Tepe 7 Tünel' projeler bütünündeki 78 kilometrelik karayolu tünelini iki yılda bitirmeyi amaçlayanlar (2006-2009 daha bir şey yok) ve 46 şeritlik karayolunu inşa etmeyi düşünenler, bilindiği gibi 9 kilometre metro tünelini beş yılda bitirmişlerdi. 3. boğaz köprüsünü yıldırım hızıyla bitirirler ise şaşırmayacağım, çünkü; orda bir arsa var, uzakta, o arsa bizim arsamızdır...
 Fakaaat; 3. köprüyü bitirsinler görecekler, değil 7 tünel 77 tünelin, değil 46 şeritlik karayolu, 466 şeritlik karayolunun bile İstanbul trafiğini kurtaramayacağını.
 Bu zorluğu aşmak için, öneri bütünündeki aşağıdaki anektoda yer vermek istiyorum:
“TMMOB-İMO olarak çıkarmış olduğumuz Türkiye Mühendislik haberleri(TMH) dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptığım 2001’de –Kentleşme ve İstanbul- konulu bir sayı çıkardık. Karikatür dergisinde de bir süre beraber çalıştığımız, TMH’ya da katkı veren ODTÜ inşaat mezunu, ayni zamanda uluslararası çizer sevgili Murat Özmenek ile tasarladığımız 413. sayının kapak konusu; Arkası gelmeyen Boğaz köprüleri idi. Murat boğaz köprüleriyle Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlamış, fakat Perakende bağlamanın zorluğunu fark edince vazgeçip, köprülerin altından boğaz üzerine otoban geçerek toptan Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlamıştık. Yani, 25 Mayis 2005’te aramızdan ayrılan, saygıyla andığımız değerli Planlamacı İcen Börtücene’nin dediği gibi monoblok betonla tüm boğazı kaplayarak, Boğaz Köprüleri’nin Asya ve Avrupa’yı bağlama ızdırabına son vermiştik benim tasarımım Murat’ın çizgileriyle.”
 İstanbul halkını proje bağımlısı yaptık. Taşı toprağı altın ya İstanbul’umuzun; belli ki son altın vuruşla İstanbul’un işini bitirmek amacımız!
 Tekrar söylüyorum ve de her İstanbul yazısında söylemeyi sürdüreceğim;
 “Boğaz köprüleri boğazın incisi değil sancısıdır”
 Sancımızı dindirmek için bu incileri boğazımızdan söküp atalım.
 Konumuz ile ilintili olacağını düşündüğüm aşağıdaki haberle yazımı bağlamak istiyorum: UNESCO Dünya Mirası Komitesi, eksikliklerini tamamlaması konusunda İstanbul’a 2010’a kadar bir kez daha süre verdi.
 İspanya’nın Sevilla kentinde dün gerçekleştirilen komite toplantısında, İstanbul’un Dünya Kültür Mirası listesinden çıkartılarak “tehlike altındaki miras listesine” alınması konusu gündeme geldi. Komite, Türkiye’ye giden heyetin hazırladığı rapor doğrultusunda, İstanbul’a eksikliklerini tamamlaması için 2010’a kadar süre verilmesini kararlaştırdı.
 
İstanbul’un Dünya Kültür Mirası listesinden çıkartılması, 2006 yılında Litvanya’da, 2008’de de Kanada’da düzenlenen toplantılarda gündeme gelmiş. Her seferinde eksikliklerini düzeltmesi için süre verilmişti. Komite bu toplantılarda, İstanbul’da alınması gereken önlemler konusunda bir dizi öneride bulunmuş ve görülen eksikliklerin düzeltilmesini istemişti.
 
İstanbul’un tarihi alanları, kültürel varlık olarak 1985 yılında Dünya Kültür Mirası listesine kaydedilmişti.
 

 

Şevket Çorbacıoğlu / İnşa. Müh. / Teknopolitikalar Platformu
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir   


Bu yazıyı Facebookta paylaş
< Önceki   Sonraki >
 
Yorum ekle
JComments