SON EKLENENLER
- Heron İddiaları
- Türk Yunan dostluğu sahaya indi
- Yeni Mübarek Kim Olacak?
- Krizin faturası yoksullara
- ‘Fethullahçılık tehlikesi’ ve hukuk...
- Rize’deki Felaketin Nedenleri
- Sabır Taşi
- Burası Viyana mı?
- Ayı ve Devler Arasında
- Yine bir çıkmaz sokak!
- Avcı: Bunu bekliyordum
- Hanefi Avcı Yazdı
- Sümela
- BJK kampından PKK kampına
- Eski Dosta Gözyaşılı Karşılama
ANKET
2010 Ziyaretçileri
![]() | Toplam: | 102165 |
| ... |
| Çankaya Belediye Başkanı Sayın Tanık Ve Dereler | Array Yazdır Array |
| Özel Haberler | |||
| Şevket Çorbacıoğlu tarafından yazıldı | |||
| Pazartesi, 21 Aralık 2009 11:23 | |||
|
Konu; AA'dan sayın İlknur Çetinbaşın "Bülent Tanık'ın Ankara derelerinin üstü açılsın.." önerisini içeren haber. Bu haberi Sayın Tanık'tan duymak beni onore etti ve de çok sevindirdi. Çünkü projeler platformu olarak gördüğüm ve üyesi olmaktan onur duyduğum TMMOB gibi aydın bir örgütün önceki Başkan’ının önerisi idi bu. Fakat haberi okuyunca bu önerinin Keçiören Belediye Başkanından geldiğini ve çok beğendiğini, bu nedenle böylesi bir öneri için proje geliştirmeden yana olduğunu okuyunca sevincim buruk bir sevince dönüştü.Nedeni; dereler projesi ile birlikte Ankara'da Deprem tehlikesini azaltacak projeleri içeren ve sizin köşenizde üç gün devam eden yazımda (31/12/2007-02/01/2008) bu projeleri önermemdi bir TMMOB mensubu olarak..Size bu yazıyı yazmamdaki neden ise; benzer önerilerimizin bize karşıt ve bizleri proje üretememe ile suçlayan birileri tarafından sahiplenmesi. — Planlama, proje yapmak ve mühendislik hizmetlerini çok kesin bir toplumsal işbölümü olarak algılıyoruz, büyük bir kesimiz ve bu alandaki mesleki bilgi birikimini kutsuyoruz ve bunun sonucu olarak teknik alandaki eylemliliği, bu alana birilerinin özel bir vaha sağlaması, temiz bir alanda bizim bunu icra etmemizi sağlayacağı bir küvöz hazırlamasını bekliyoruz. Bu yaklaşım biraz teknisist yaklaşım, yani teknisyenleri elit bir konuma koyan bir yaklaşım. Teknisyenler, mühendisler, mimarlar bu toplumun unsurlarıdır veya yaşadıkları toplumun unsurlarıdır, içinde yer aldıkları genel toplumsal sistemden, siyasal sistemden kopuk olarak onları algılamak, onlara özel bir kimlik atfetmek doğru olmuyor... — Bir diğer alana da geçip, sözlerimi bağlayacağım. O alan da yerel yönetimcilik alanı. Zaman-zaman değinildi.-Sayın Başkandan başlayarak pek çok arkadaşım değindi.- yerel yönetimler diyince aklımıza belediyeler geliyor. Aslında gerçek anlamda yerel yönetim Türkiye’de belediye olarak kaldı, önceleri köy yönetimleri de, ihtiyar heyetiyle birlikte yerel niteliği yüksek bir örgütlenme idi, ama giderek köyün öneminin zaten gerilemesinden kaynaklanan belediye örgütlenmesi çok önemli ve tek yerel yönetim örgütü olarak görünüyor... Türkiye’de şu an 2863 aktif belediye var. Bu, 2863 belediyeden, Çankaya Belediyesi bence teknik ve kadro donanımı itibarıyla en gelişkinlerinden biri. Bu donanımıyla bile Çankaya Belediyesi, yapı denetim sürecinde ek denetim organlarına gereksinim duyuyor. Bu ek denetim organları, mevcut piyasa mekanizmalarıyla sunulabilir, sigorta kavramı gibi birtakım başka örgütlenmelerle sunulabilir. Batı Avrupa’daki, Alman, Fransız deneyimlerinde olduğu gibi özel statülü belirli mühendislik büroları kurularak, işte “Prof Engineering (Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen mühendislik.. Dirençli, kanıtlayabilen..)” dedikleri türde belli yapıların hizmetleriyle takviye edilebilir, ama şu anki konumuyla baktığımız zaman, bu 2863 belediyenin 2000 tanesinde yaklaşık, -yani bu 2000’in üstünde bir sayıdır, yaklaşık sözünü ettiğim- bir tek mühendis bile çalışmamaktadır, çünkü bunların büyük bir kısmı nüfusunun 2000’e yakın, 1500 civarında belediyenin nüfusu 3000’in altındadır. Nüfusu 3000’in altında yerleşmelerde, o yerleşmede bir mühendis yaşıyorsa ve belli bir formasyona sahipse, zaten belediye başkanı seçiliyor veya başka bir görevde, ama değilse de belediye kendi olanaklarıyla ve mevcut politikaları kapsamında yapı denetimi yapmaya yetecek, teknik bir örgütlenmeyi kendi bünyesi içinde sağlama gücüne sahip değil..Bunları neden yazıyorum?Tanık, güvendiğim dürüst bir insan..Aydın bir proje küvözü da diyebiliriz; bir bağlamda çıkardığı Ada dergisi gibi zenginlikler barındıran bir kimlik.. Proje varsılı Tanık’ı ben; siyaset coğrafyamızın engebesi saydığım, siyaset oyunlarının yoksulu olarak görüyorum... Cebi parayla dolu kimliklerin egemen olduğu siyaset dünyasında CHP’nin, beyni projelerle dolu böylesi bir kimliği öne çıkarması bence kazanç; fakat, bu bağlamda Paneldeki gibi, biraz geç söz verildi kendisine.Kendisiyle bir dostumun nikahında karşılaştığımda “Önce borçlar, sonra büyük projeler” açıklamasıyla(12/06/2009) ilgili haberi işleyeceğim söyledim. Konun tam öyle olmadığı uyarısında bulundu. Biliyordum ki borçlar konusunda birilerini rahatsız etmek istemiyordu; her zamanki hoşgörüsü ile. Bu nedenle yazıyı öteledim. Bu sefer; 25/08/2009 günü toprak yollarının asfaltlanmasını isteyen mahalleliye:''Gidin Çankaya Belediyesi'nin önünde oturun'' demesi karşısında da elim klavyeye gitmedi; yanlış bir şey yazarım diye. Ama şunları düşünmedim değil; ülkemde inşaat başladıktan sonra proje hazırlama kültürünün egemen olduğu ülkemde Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda olan alanlara CHP’li Belediye Başkanı olması nedeniyle hizmet götürülmediğinden acaba haberi var mıydı?... 29/11/2009 günü “Başkentin Dereleri Yeniden Akacak” başlıklı Anadolu Ajansından İlknur Çetinbaş’ın haberi beni yazmaya itti: “Ankara (A.A)-Dikmen Deresi, Kavaklıdere, Ankara Çayı, Bent Deresi, Hatip Çayı, Kirazlı Dere, İncesu, Büyükesat Deresi, İmrahor Deresi; Ankara'nın yok olmuş su kanallarından bazıları. Ankara'nın bütün su kanallarını kaybetmiş bir kent olduğunu belirten Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, ‘Bazı projelerle Ankara'yı yeniden sularına kavuşturmak istiyoruz’ dedi.” Mogan ve Eymir gölleri boyunca uzanan vadinin Türközü-Cebeci'ye kadar indiğini anlatan Tanık, "Eymir gölü solucan gibi kıvrılarak gider. Onun benzeri 3 tane daha var. Türközü'ne kadar göl yapmayı planlıyoruz. Tabii Büyükşehir Belediyesi ile uyum içinde olunursa yapılacak bir şey bu diye konuştu... Tanık, Keçiören, Ankara, İmrahor çaylarının batıya doğru döndüğünü ve Polatlı tarafına Sincan'a akıp gittiğini de anlatırken, Keçiören Belediye Başkanının bu akıntıyla ilgili "Keçiören bölgesinde yüzey açarak kentle buluşturmaya yönelik projesi" bulunduğunu söyledi. Bu projeyi duyduğunda çok heyecanlandığını ifade eden Bülent Tanık,.... ”İlknur hanımla görüştüm; spor söyleşisi için gittiğini, konu kendiliğinden (simültane diyorlar) ortaya çıktığını, ilginç bulduğu için işlediğini söyledi.Bu haber beni heyecanlandırdı ve de gururlandırdı.. Gururlandırdı, çünkü bu öneriyi; 31/12/2007-02/01/2008 tarihleri arası üç gün devam eden “Depremler ve Dereler” başlıklı yazımda bende gündeme getirmişim. Yazıyı bir süre sonra Milliyet Blog ve Teknopolitikalar Blogcu’umda da kullandım… Öykü tadındaki yazının tamamını İnternetten, aşağıdaki adreslerden okuyabilirsiniz. Depremle ilgili ilginç önerilerim var.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7943912&yazarid=42http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7948240&yazarid=42&tarih=2008-01-01http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7952084&yazarid=42&tarih=2008-01-02http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=1120064
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU-İnşa.Müh
|



Efendim; bu yazı nedeniyle belki; "İnsanlar sizin gibi düşünemez mi? Düşüncelerinize benzer Proje üretemez mi?" diyerek eleştirileceğim, fakat ben yine de bu yazıyı kaleme aldım. Çünkü benzerliklerin ilginç bir öyküsü var; ama asla alıntıdır demiyorum...