5.jpg

Ana Menü

  • ANA SAYFA
  • ÖZEL HABERLER
  • MAKALELER
  • ÖYKÜLER
  • ANILAR
  • ŞİİRLER
  • ÇEVRE ve İNSAN
  • İNSAN HAKLARI
  • HALK KÜLTÜRÜ
  • BÜYÜKLERE MASAL
  • KARİKATÜR
  • OKURLARDAN
  • BANA YAZIN
  • RADYO DİNLE
  • FOTOĞRAFLAR
  • FİKRET MALKOÇ
  • ULUSAL BASINDAN
  • VİDEO İZLE
  • GAZETELER
  • YAZI ARŞİVİ
  • MİSAFİR DEFTERİ
  • KÜNYE

SON EKLENENLER

  • Heron İddiaları
  • Türk Yunan dostluğu sahaya indi
  • Yeni Mübarek Kim Olacak?
  • Krizin faturası yoksullara
  • ‘Fethullahçılık tehlikesi’ ve hukuk...
  • Rize’deki Felaketin Nedenleri
  • Sabır Taşi
  • Burası Viyana mı?
  • Ayı ve Devler Arasında
  • Yine bir çıkmaz sokak!
  • Avcı: Bunu bekliyordum
  • Hanefi Avcı Yazdı
  • Sümela
  • BJK kampından PKK kampına
  • Eski Dosta Gözyaşılı Karşılama

Son yorumlar

  • Hükümet Demokrasiye Direniyor mu?
  • Yaşamak Güzel, Yaşatmak Daha Güzel‏
  • Sekiz Ayda Yüzbin Ziyaret
  • Trabzonlu Bir Türk Olmanın Keyfini Yaşamak
  • Ne Kadar Demokrasi İkram Edersiniz?

ANKET

Anayasa Refendumu için
 

2010 Ziyaretçileri

mod_vvisit_counterToplam:102165
...

Çankaya Belediye Başkanı Sayın Tanık Ve Dereler‏ Array Yazdır Array
Özel Haberler
Şevket Çorbacıoğlu tarafından yazıldı   
Pazartesi, 21 Aralık 2009 11:23

Efendim; bu yazı nedeniyle belki; "İnsanlar sizin gibi düşünemez mi? Düşüncelerinize benzer Proje üretemez mi?" diyerek eleştirileceğim, fakat ben yine de bu yazıyı kaleme aldım. Çünkü benzerliklerin ilginç bir öyküsü var; ama asla alıntıdır demiyorum...

 Konu; AA'dan sayın İlknur Çetinbaşın "Bülent Tanık'ın Ankara derelerinin üstü açılsın.." önerisini içeren haber.   Bu haberi Sayın Tanık'tan duymak beni onore etti ve de çok sevindirdi. Çünkü projeler platformu olarak gördüğüm ve üyesi olmaktan onur duyduğum TMMOB gibi aydın bir örgütün önceki Başkan’ının önerisi idi bu. Fakat haberi okuyunca bu önerinin Keçiören Belediye Başkanından geldiğini ve çok beğendiğini, bu nedenle böylesi bir öneri için proje geliştirmeden yana olduğunu okuyunca sevincim buruk bir sevince dönüştü.Nedeni; dereler projesi ile birlikte Ankara'da Deprem tehlikesini azaltacak projeleri içeren ve  sizin köşenizde üç gün devam eden yazımda (31/12/2007-02/01/2008) bu projeleri önermemdi bir TMMOB mensubu olarak..Size bu yazıyı yazmamdaki neden ise; benzer önerilerimizin bize karşıt ve bizleri proje üretememe ile suçlayan birileri tarafından sahiplenmesi.

Yaşadığım bir başka konu da ilgili bakanlığa Deprem kırsalı üzerinde; geleneksel yapı teknolojisini terk edip, özellikle tüm fay zonlarında endüstriyel yapı teknolojisi bütününde  seri prefabrik yapı teknolojisinden faydalanılarak satabil kalıcı  deprem konutları yapımı ile ilgili önerimdi. Önerimi gönderdiğimde aldığım yanıt-ki bende mevcut- 'Biz böylesi proje çalışması başlattık (hala ortada yok)' yanıtını almamdı..Siyaset oyunlarının yoksulu insanlık varsılı değerli bilim insanı Sayın Erdal İnönü'ye bir gün sormuşlar, "Sizin hiç mi projeniz yok, niçin önermiyorsunuz?" Sayın İnönü şu yanıtı vermiş; "Olmaz olur mu; ne zaman öneride bulunsak, birileri kendi projeleri imiş gibi uygulamaya koyuyor. İktidar olalım görün projelerimizi.."İnsanlar projelerini yaşama geçirmek için ille de iktidar olmayı mı bekleyecek? Kısmi de olsa yerelde iktidar olanlar, neden iletişim kuramaz?
Konu ile ilgili detay yazı:TMMOB-İMO ve TMBD-1948’in ortak etkinliği olan “Proje öncesi ve sonrası süreçlerde TMMOB ve Yerel Yönetimlerin İşlevi” konulu panelin oturum başkanlığını yapıyorum (31.10.1998). Önceki TMMOB Genel başkanı Bülent Tanık da panelistler arasında...Zaman-zaman solumda oturan Bülent Tanık’a göz kaydırıyorum. Sıkıldığı her halinden belli; çünkü kendisine hala konuşma sırası  gelmemiş. Nedeni en son sözü o’na vermeyi düşünmem...Söz sırası kendisine geldiğinde şunları söylüyorum: “Efendim son konuşmacımız Sayın Bülent Tanık. Niçin en son konuşmacı Sayın Tanık? Yılların oda birikimine sahip bir ağabeyimiz. Kent Plancısı. Kentleri yekinen izleyen biri ve  ‘Ada Dergisi’nin sorumlusu, sahibi. Kent hizmeti veren önemli bir proje kuruluşunun başında. Diğer panelistler elbetteki doyurucu bilgiler sundular. Sayın Tanık’ın bir bağlamda TMMOB ve Kent çerçevesini daha geniş boyutuyla işlemesi ve toparlaması açısından en son sözü kendilerine bıraktık. Konut ve Kent olgusuna değinecek. Planlamayı işleyecek. Özellikle Konut üretim sürecinde teknik ve mesleki denetimde Yerel Yönetim ve ilgili Meslek odalarının, TMMOB’nin işlevini yasal konumlarını geniş boyutta ele alacak..”Şu söyledikleri dikkatimi çekmişti:    - Mühendis ve mimarların yaptıkları işin, devlet tarafından kendilerine bahşedilmiş bir alandan rant toplamak olmadığının toplum tarafından anlaşılır hale gelmesini sağlamayı en önemli meslek örgütü eylemliği olarak gördüm..— Bizim topluma, aslında temelde anlatmamız gereken şey şudur; proje ve plan yapmak nedir, bunun değeri nedir? Bunu ne yazık ki gelişkin kurumsal yapıya sahip pek çok kuruluş da bilmiyor; vatandaş da bilmiyor...

— Planlama, proje yapmak ve mühendislik hizmetlerini çok kesin bir toplumsal işbölümü olarak algılıyoruz, büyük bir kesimiz ve bu alandaki mesleki bilgi birikimini kutsuyoruz ve bunun sonucu olarak teknik alandaki eylemliliği, bu alana birilerinin özel bir vaha sağlaması, temiz bir alanda bizim bunu icra etmemizi sağlayacağı bir küvöz hazırlamasını bekliyoruz. Bu yaklaşım biraz teknisist yaklaşım, yani teknisyenleri elit bir konuma koyan bir yaklaşım. Teknisyenler, mühendisler, mimarlar bu toplumun unsurlarıdır veya yaşadıkları toplumun unsurlarıdır, içinde yer aldıkları genel toplumsal sistemden, siyasal sistemden kopuk olarak onları algılamak, onlara özel bir kimlik atfetmek doğru olmuyor...

— Bir diğer alana da geçip, sözlerimi bağlayacağım. O alan da yerel yönetimcilik alanı. Zaman-zaman değinildi.-Sayın Başkandan başlayarak pek çok arkadaşım değindi.- yerel yönetimler diyince aklımıza belediyeler geliyor. Aslında gerçek anlamda yerel yönetim Türkiye’de belediye olarak kaldı, önceleri köy yönetimleri de, ihtiyar heyetiyle birlikte yerel niteliği yüksek bir örgütlenme idi, ama giderek köyün öneminin zaten gerilemesinden kaynaklanan belediye örgütlenmesi çok önemli ve tek yerel yönetim örgütü olarak görünüyor... Türkiye’de şu an 2863 aktif belediye var. Bu, 2863 belediyeden, Çankaya Belediyesi bence teknik ve kadro donanımı itibarıyla en gelişkinlerinden biri. Bu donanımıyla bile Çankaya Belediyesi, yapı denetim sürecinde ek denetim organlarına gereksinim duyuyor. Bu ek denetim organları, mevcut piyasa mekanizmalarıyla sunulabilir, sigorta kavramı gibi birtakım başka örgütlenmelerle sunulabilir. Batı Avrupa’daki, Alman, Fransız deneyimlerinde olduğu gibi özel statülü belirli mühendislik büroları kurularak, işte “Prof Engineering (Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen mühendislik.. Dirençli, kanıtlayabilen..)” dedikleri türde belli yapıların hizmetleriyle takviye edilebilir, ama şu anki konumuyla baktığımız zaman, bu 2863 belediyenin 2000 tanesinde yaklaşık, -yani bu 2000’in üstünde bir sayıdır, yaklaşık sözünü ettiğim- bir tek mühendis bile çalışmamaktadır, çünkü bunların büyük bir kısmı nüfusunun 2000’e yakın, 1500 civarında belediyenin nüfusu 3000’in altındadır. Nüfusu 3000’in altında yerleşmelerde, o yerleşmede bir mühendis yaşıyorsa ve belli bir formasyona sahipse, zaten belediye başkanı seçiliyor veya başka bir görevde, ama değilse de belediye kendi olanaklarıyla ve mevcut politikaları kapsamında yapı denetimi yapmaya yetecek, teknik bir örgütlenmeyi kendi bünyesi içinde sağlama gücüne sahip değil..Bunları neden yazıyorum?Tanık, güvendiğim dürüst bir insan..Aydın bir proje küvözü da diyebiliriz; bir bağlamda çıkardığı Ada dergisi gibi zenginlikler barındıran bir kimlik.. Proje varsılı Tanık’ı ben; siyaset coğrafyamızın engebesi saydığım, siyaset oyunlarının yoksulu olarak görüyorum... Cebi parayla dolu kimliklerin egemen olduğu siyaset dünyasında CHP’nin,  beyni projelerle dolu böylesi bir kimliği öne çıkarması bence kazanç; fakat, bu bağlamda Paneldeki gibi, biraz geç söz verildi kendisine.Kendisiyle bir dostumun nikahında karşılaştığımda “Önce borçlar, sonra büyük projeler” açıklamasıyla(12/06/2009) ilgili haberi işleyeceğim söyledim. Konun tam öyle olmadığı uyarısında bulundu. Biliyordum ki borçlar konusunda birilerini rahatsız etmek istemiyordu; her zamanki hoşgörüsü ile. Bu nedenle yazıyı öteledim. Bu sefer; 25/08/2009 günü toprak yollarının asfaltlanmasını isteyen mahalleliye:''Gidin Çankaya Belediyesi'nin önünde oturun'' demesi karşısında da elim klavyeye gitmedi; yanlış bir şey yazarım diye. Ama şunları düşünmedim değil; ülkemde inşaat başladıktan sonra proje hazırlama kültürünün egemen olduğu ülkemde Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda olan alanlara CHP’li Belediye Başkanı olması nedeniyle hizmet götürülmediğinden acaba haberi var mıydı?... 29/11/2009 günü “Başkentin Dereleri Yeniden Akacak” başlıklı Anadolu Ajansından İlknur Çetinbaş’ın haberi beni yazmaya itti: “Ankara (A.A)-Dikmen Deresi, Kavaklıdere, Ankara Çayı, Bent Deresi, Hatip Çayı, Kirazlı Dere, İncesu, Büyükesat Deresi, İmrahor Deresi; Ankara'nın yok olmuş su kanallarından bazıları. Ankara'nın bütün su kanallarını kaybetmiş bir kent olduğunu belirten Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, ‘Bazı projelerle Ankara'yı yeniden sularına kavuşturmak istiyoruz’ dedi.” Mogan ve Eymir gölleri boyunca uzanan vadinin Türközü-Cebeci'ye kadar indiğini anlatan Tanık, "Eymir gölü solucan gibi kıvrılarak gider. Onun benzeri 3 tane daha var. Türközü'ne kadar göl yapmayı planlıyoruz. Tabii Büyükşehir Belediyesi ile uyum içinde olunursa yapılacak bir şey bu diye konuştu... Tanık, Keçiören, Ankara, İmrahor çaylarının batıya doğru döndüğünü ve Polatlı tarafına Sincan'a akıp gittiğini de anlatırken, Keçiören Belediye Başkanının bu akıntıyla ilgili "Keçiören bölgesinde yüzey açarak kentle buluşturmaya yönelik projesi" bulunduğunu söyledi. Bu projeyi duyduğunda çok heyecanlandığını ifade eden Bülent Tanık,.... ”İlknur hanımla görüştüm; spor söyleşisi için gittiğini, konu kendiliğinden (simültane diyorlar) ortaya çıktığını, ilginç bulduğu için işlediğini söyledi.Bu haber beni  heyecanlandırdı ve de gururlandırdı.. Gururlandırdı, çünkü bu öneriyi; 31/12/2007-02/01/2008 tarihleri arası üç gün devam eden “Depremler ve Dereler” başlıklı yazımda bende gündeme getirmişim. Yazıyı bir süre sonra Milliyet Blog ve Teknopolitikalar Blogcu’umda da kullandım… Öykü tadındaki yazının tamamını İnternetten, aşağıdaki adreslerden okuyabilirsiniz. Depremle ilgili ilginç önerilerim var.  

 

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7943912&yazarid=42http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7948240&yazarid=42&tarih=2008-01-01http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7952084&yazarid=42&tarih=2008-01-02http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=1120064        

 

 

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU-İnşa.Müh
Teknopolitikalar Platformu sözcüsü
      
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir  



Bu yazıyı Facebookta paylaş
< Önceki   Sonraki >
 
Yorum ekle
JComments