Bir varmış bir yokmuş, diye başlar masal kahramanlarının öyküleri. Var ile yok arasında, Kafkas dağlarının yemyeşil vadilerinin birinde cennet misali bir köy varmış. Köyün doğal güzelliğine benzeyen, dünya üzerinde başka bir köy yokmuş. Sokak kenarlarına yapılmış su kanalları boyunca dizilmiş dev çınar ağaçlarının gölgesinde oynayan çocukların çığlıkları duyulurmuş orman içlerinden. Çocuk, kuzu ve kuş sesleri birbirine karışırmış.
Halk işinde gücünde ve görece mutlu bir hayat sürüyormuş. Her şey yolunda gidiyormuş gitmesine ama küçük bir sorunları varmış.
Her bir kanadı iki kulaç, her bir ayağı bir kulaç uzunluğunda olan bir Karakuş senede bir gün keyiflerini bozuyormuş. Yılbaşından üç gün önce gelir köyün en güzel, en yakışıklı delikanlısını alıp götürürmüş.
Aslında Karakuşun ataları yılbaşına üç gün kala gelir ve her evden bir çocuk alıp götürürlermiş. Tarihi belirsiz yıllarda karakuşların padişahı ile köylüler arasında bir anlaşma yapılmış; Her evden bir çocuk vermektense yılda bir kez köyün en güzel en yakışıklı delikanlısını vermeyi önermiş köylüler ve karakuşların padişahı da kabul etmiş.
O günden sonra her sene köyün aksakallılarının seçeceği delikanlı Karakuşa teslim edilirmiş ve böylece dev hayvan köyün geri kalan insanlarına dokunmazmış.
O gün bugündür her sene yılbaşına üç gün kala, karakuşlardan birisi gelir ve ikram edilen delikanlıyı alıp götürürmüş.
Gidiş o gidiş olurmuş.
Hiçbir delikanlının geri döndüğü ne duyulmuş ne de görülmüştü.
Yılbaşı yaklaşırken köyün delikanlılarının yüreğini bir korku sararmış. Acaba Karakuş bu yıl kimi götürecek diye kederlere bürünürlermiş. Sadece onlar değil ailesinde delikanlı olan herkes aynı korku ve endişe ile yatar kalkarmış.
Nice seneler bu şekilde geçmiş gitmiş.
Giden delikanlıların ardından ağıt yakan genç kızların öyküleri birer destana dönüşür, dilden dile dolaşırmış.
Güneşin aslan burcuna girdiği sene, o güne kadar duyulmamış görülmemiş bir şey olmuş. Adı Azad olan bir delikanlı o sene Karakuşa kendisinin verilmesini talep etmiş. Oysa Kafkasya dağları vadilerindeki köylerin kurulmasından bu yana böyle bir şey ne duyulmuş ne de görülmüştü.
“Azad aklını yitirmiş” diyenler çoğunluktaydı.
O gün Karakuş gelecek ve Azad’ı götürecekmiş. Azad köydeki komşuların tümünü ziyaret ederek helallik istemiş. Herkesler gözyaşı içinde hakkını helal etmiş, sarılmış koklaşmışlar…
Köyün biraz dışında harman yerinin biraz yukarısında bir meydanlık varmış. Meydanlığın orta yerinde adam boyu yükseklikte üzeri düz bir taş varmış. İşte o Karakuşa verilecek sunağın ikram yeriymiş.
Son gün gelip çatmış. Azad ağır adımlarla ikram yerine doğru yürüyormuş. Tüm köylüler biraz arkadan izliyormuş.
Kurban çok düşünceli görünüyormuş. Ellerini ağır hareketlerle bir ileri bir de geri hareket ettiriyormuş. Arkasından gelen köylüleri ise Karakuşun heybetinden gücünden, daha da ileri giderek gök Tanrının oğlu olabileceğinden söz ediyorlarmış.
Ve Azad Sunak meydanına varmış, elini gözüne siper ederek dört bir yandan ufka bakmış. Karakuş henüz görünürlerde yokmuş.
“Taşın üstüne çık!” diye ünlemiş köylüleri.
O da öyle yapmış, ağır hareketlerle taşın üstüne çıkmış ve bir ağaç gibi dimdik öylece orada Karakuşu beklemeye koyulmuş.
Meydanın çevresinden ona laf yetiştiren öğüt veren köylülerin hiç birine cevap vermiyormuş.
Ve ufuktan Karakuş gözükmüş.
Azad bir anıt gibi hiç hareket etmeden öylece bekliyormuş canını alacak dev yaratığı.
Karakuş gelmiş gelmiş, önce meydanın üzerinde bir tur atmış. Kanat hareketlerinden oluşan rüzgâr ortalığı toza dumana bulamış. Azadın gözü kulağı onun üzerindeymiş. Sonra köyün üzerine doğru uçmuş dev hayvan. Çok ileri gitmemiş geri dönmüş sunağın üzerine doğru süzülmeye başlamış. Azad gözünü ondan ayırmıyormuş ve bir heykel gibi hiç kıpırdamadan ona bakıyormuş.
Karakuş yaklaşmış iki ayağını açmış ve tam avını yakalayacakmış ki Azad o anda eğilmiş ve Karakuşun pençelerinden sıyrılmış, teslim olmamış ona. Koca kuş avını alamadan pas geçmek zorunda kalmış.
Azad taşın üzerinden aşağıya atlamış meydanın ortasına doğru yürümüş. Köylüler büyük bir şaşkınlık içinde, ne yapacaklarını bilemiyorlarmış. Karakuş ise avını alamadığı için pek sinirliymiş. O hırsla geri dönmüş, delikanlıya yeniden saldırmaya hazırlanıyormuş.
Azad kuşa yem olmak istemiyormuş artık. Karakuş ile kavgaya hazırlanıyormuş. Köylüler bu durumu fark edememiş.
Karakuş onuru kırılmış bir durumda son sürat delikanlıya saldırmış. Tam yakalayacağı sırada oğlan kenara çekilmiş ve sağ kanadının tüylerini yakalamış ve çekmiş. Nerdeyse Karakuş yere düşecekmiş ama atik davranmış hasmının elinden kurtulmuş.
Bu durum, hayvanı daha çok sinirlendirmiş. Tekrar saldırmış, Azad savunmaya devam etmiş. Her saldırışta kanatlarından bir miktar tüy yoluyormuş ve kuşu yordukça yoruyormuş.
Aslında kuşun kanat hareketleri ile oluşan rüzgâr ve toz Azadı zor durumda bırakıyormuş.
Üçüncü saldırıda Karakuşun bir kanadı iyice yaralanmış, Azad da kan revan içinde kalmış. Karakuş tekrar havalanmış ve hızlı bir darbe ile hasmını bacaklarının arasına alıp havalandırmayı tasarlıyormuş.
Azadın arkadaşları onu kan revan içinde görünce dayanamamış yardım etmek için yüreklerinde dayanılmaz bir istek duyuyorlarmış.
Karakuş son saldırısına hazırlanırken İki delikanlı meydana doğru koşmuş. Azad onları görünce daha da yüreklenmiş;
“Tekrar geldiğinde kanatlarına asılın!” diye olanca sesi ile haykırmış.
Koca kuş alçalmış, tam üzerlerine süzülmüş avını yakalayacaktı ki; delikanlılar kanatlarına yapışmış. Dev Karakuş göğsünün üzerine yere çakılmış. Kuşun homurtusundan bütün köylüler ürkmüş. Bir kısmı ise korkudan evlerine doğru kaçmış.
Üç delikanlı kuşun kanatlarına çökmüş.
Kaçmayıp izleyen köylüler endişe ve korku içinde ne yapmak gerektiğini hesap etmeye çalışıyormuş. Gök Tanrı, oğluna yapılan bu saldırıyı affetmez diye düşünüyorlarmış.
O sırada kavgayı fark eden köyün bütün köpekleri, sunak meydanına doğru koşmuş.
Göz açıp kapayıncaya kadar dev gibi hayvanı param parça etmişler.
Aradan uzun yıllar geçmiş.
Kafkasya vadilerindeki güzel köylerde artık bir masal öğesi olan Karakuşun akrabalarını bir daha gören olmamış.
Karakuşa kafa tutan ve onu alt eden, dahası köyün delikanlılarının kötü talihini kıran Azad ise bir masal kahramanı olarak dilden dile anlatılmış.
Cuma, 04 Aralık 2009
________________
