Nedense komünist olduğu söylenen tek liderin ölümüne üzülemedim. Kendisi bir asker gibi (yada Mao gibi) giyinir lükse düşkün olmadığını gösterirdi. Bir yandan; Atom tehditleri ile uluslararası kovboy USA'a ve onun oğlanı Güney Kore’ye posta atardı ama diğer yandan kendi ülkesinde açlığı önlemeyi beceremedi.
Bizim çocukluğumuzda hür dünyayı korumak için köyümüzden gençler "bedelsiz asker" diye Kore’ye gönderildi. Orada büyük kahramanlıklar gösterdiler; kimi şehit oldu, kimi gazi. Akrabalarımdan birinin adı "Koreli İhsan" kaldı, günü gelince fakir bir köylü olarak öldü. Sonradan anladık ki ne şehit olurmuş, ne gazi, bok yoluna gidermiş Niyazi!
Yıllar sonra Laz İsmail'in “Kore nire?” adlı kitabını okudum. Her nedense o da diktatörlük hevesine kapıldı. Eleştiri küçük burjuva hastalığı oldu, çevresindeki yağcılar onu pohpohluyor. Fikir üretenleri kadrodan temizliyorlardı. Aynı ordu gibi: emir, demiri kesiyordu. Kimseyle birlik istemiyorlar, herkes onlara biat etsin istiyorlardı. Sizin anlayacağınız: AKP gibi bir Komünist partisi!
Demek ki adam diktatör doğmuyor, sonradan çevresindeki yağcı, bencil grup ile diktatörlüğe yükseliyor.
Kim Jong İl diktatörlüğü babasından devralmıştı. Şimdi de onun oğlu görevi devralıyor, bakalım çevresindeki çıkarcılar onu nereye götürecekler?
PKK koruyucusu diktatör Esad'ın oğlu Esad'ın diktatör olacağını Sayın başbakanımız bile bilemedi. Komşularla sıfır sorun diyerek, kollarına alıp yanaklarından öptü. Sonradan adamın halkına savaş açacağını nereden bilsin? Nasıl ki Kaddafinin çadırında, ekmeğini yiyip kahvesini içtikten sonra Natonun Libyada ne işi var diye kükredi. Sonra emrin Sarkozy'den değil daha büyük yerden geldiğini öğrenince savaşa katılıp Mafia usulü ile Kaddafinin paralarını bavullar ile karşıtlarına teslim ettiler. Meğer Kaddafi Societe Generale denen bankadaki işlerini tasviye edip BRİC ülkeleri ile birlikte harekete kalkmış. Parisin göbeğinde çadır kurmasına izin verilen "hain"in bu yaptığı bardağı dolduran son damla olmuş. Sarkozy, Kaddafinin başına bombaları yağdırmaya başlamasa Carla Bruni bile tehlikede. Bankaları korumayan hükümeti medeni Avrupa’da kim yaşatır?
Dünya ne diyor? Dünyada en büyük silah taciri, Vietnamı, Irakı, Afganistanı, Kamboçyayı, Laosu, Yugoslavyayı, El Salvadoru, Panamayı sivri sinek kalmayacak derecede, DDT ile Napalm ile bombalayan, Türkiye'de, Yunanistan'da, Şili'de, Arjantin'de, Brazilya'da Honduras'da Guatamela'da, Kongo'da Angola'da, Faşist cuntalar kuran ve şimdi de Ülkeleri: 1.Dost ülkeler, 2. Haydut ülkeler diye ikiye ayırıp, dost ülkelere zorla silah satan, düşman ülkeleri bombalayan, Lumumbayı, Allendeyi, Che Gueverayı, belki de Eşref Bitlisi'de katleden, 638 kere Fidel Castro'ya öldürme teşebbüsü örgütleyen USA'nın Barış meleği Clinton dedi ki: K.Kore'deki yeni yönetim barışçı olmalıdır.
Meslekdaşı Alman (halkı sürekli aldattıkları ortaya çıktığından oy oranı %3'e düşen FDP nin ) Dışişleri bakanı; homoseksüel olmanın bakan olmaya, engel olmadığını ispat etmekle meşhur; Westerwelle hemen devam etti" K.Kore hemen demokratikleşmelidir.
Bir terbiyesizlik edip diyesim geliyor: Birazda Almanya demokratikleşse, mesela; Hükümet Bankalara, Sigortalara, Elektrik ve Yakıt tekellerine hizmet edeceğine seçmenlerin boyuna zam yapılarak soyulmasına karşı kurallar geliştirse burada da demokrasi olsa, köle işçilik kaldırılsa, yoksulluk sınırındaki 10 milyon insan'da biraz rahatlasa olmaz mı?
Ama her demokratik ülke gibi Almanya’da da böyle şeyler söylemek demokrasi sınırlarını aşıyor. Nasıl Murdoch bütün İngiltereyi dinletiyorsa, Almanya’da da Politikacılar birbirleri üzerine dosyalar tutuyor. Bizim seçimlerde olduğu gibi zamanı gelince filmler, arşivler tezgâhlanıyor.
Nato: Kaddafiyi bombalayarak ininden çıkarttı. Guantanomada işkencelerle Al kaidecilikten/ CIA görevlisine dönüştürülen (=demokrasi savaşçıları) canilerin elinde kıçına kazık çaktırıp öldürüldü. Esad'a demokrasi dersi veren Suudi kralı, Libyada demokrasinin; Mısırdaki gibi yerleşeceğine inanıyormuş. Bay Panetta "USA Savunma (geçekte saldırgan)" bakanı Libya’da da demokrasiye ulaşılacağına inandıklarını buyurmuş. Bayan Clinton Mısır'da Generallerin kadınlara karşı şiddet kullanmasına şiddetle karşı çıktı.
Şu anda daha deliller arıyorum, herhalde küçük Napolyon Sarkozy, küçük Carla Bruniye takılmış, başka şey söylemiyor. Barazo kendi ülkesinde bile sevimsizleşti oda bir şey söylemiyor. Bankaları kurtaracağız diye itiraf eden Merkel (her hale yine bir pot kırarım diye korkuyor. Bin Ladinin katline sevindiğini beyan etmişti.) Bin Ladin'in katlini, tam kadro canlı olarak izleyen USA kabinesi ve bizim ( Alman demek istiyorum!), eşcinsel dışişleri bakanımız dışında bu konuda konuşan Çin ve Rusya temsilcileri üzüntülerini bildirmiş.
Özetleyelim; Şimdi diyeceksiniz ki “yahu bize ne Kim Jong Il'den?” Biz ancak kendi komşularımızla uğraşıyoruz. Keşke Davutoğlu’da Amerikancı olacağına eşcinsel olsaydı da Libyadaki 25 Milyar dolarlık işleri, Suriye ile ticaretimizi ve dostluğumuzu kaybetmeseydik.
Hemen ekleyeyim kazın ayağı öyle değil;
Birincisi; ibne olmak, Amerikancı olmayı engellemiyor. Boşuna heveslenmeyin!
İkincisi; işler çok daha karışık, Güler yüzlü Obama’nın arkasında, sermaye oligarşisi duruyor. Bunlar sevgili güney komşumuz Yahudi devleti ile akraba: Rockefeller, H.Kessinger Brezinsky gibi fosiller dışında, kabinedeki yada savunma komisyonundaki Joe Biden'den, Obamanın sınırlarını çizen staff şefi Emanuel Rahm'a kadar, hemen herkes bu örgütün adamları. Yani Yahudi/Fransiskaner ortaklığı bir çete'nin; Başkanlar gidiyor onlar kalıyor. Buradan çıkınca İngiltere’deki Murdoch ile, Almanya’daki Burda’nın önemi ortaya çıkıyor. Fransa’da da muhalif basın on yıllardır kimden gediği belli olmayan baskılara maruz kalıyor, Tekeller istemediklerini IMF başkanı bile olsa hizmetçi kıza sarkıntılık etti diye yok ediyorlar. İstediklerini de yönetime getiriyorlar.
Türkiye’de kim?
Medya kimin elinde bilen var mı?
Murdoch+Cemaat?
Bizdeki anti Amerikancı generaller tasfiye edilirken, Beyaz ırktan kökenlerimizi, Cemaat - İsrail dolayısı ile USA bağı üzerinde araştırma yapan gazeteciler terörist, yada cuntacı diye susturulmadı mı? İleri demokrasinin korumasındaki bizler her ne kadar Kim Jong Il'i sevmesek de daha onun gibi diktatörlük heveslilerinin dünyada yok olacağı günü bekleyip duracağız. Bu arada, neden İsraili korumak için Malatya’da roket üssü kurulacak, akıl erdiremeyeceğiz.
Elbette Yahudi kökenli yurttaşlarımıza diyecek kötü sözümüz olamaz. Sözümüz sermaye oligarşisine!
Tekrar edelim, bu düzen kendini sürdüremeyecek kadar çürümüşse de, aşağıdakiler ayağa kalkmadıkça bir şey değişmez. Occupy =Wallstreeti işgal edin, boş evleri işgal edin hareketi halkın %99'nun yanlarında olduğunu söylüyorlar.
İşgal edin parolası, birçok ülkede taraftar topluyor. Dünyaya politika dayatan çete, bakalım bu işin içinden çıkabilecek mi? Belki de kâğıttan kaplan olan Emperyalizmin yeni aşaması globalizmdir.
Yaşasın Camila Vallejo ve İşgalciler!
________________

