18.jpg

Ana Menü

  • ANA SAYFA
  • ÖZEL HABERLER
  • MAKALELER
  • ÖYKÜLER
  • ANILAR
  • ŞİİRLER
  • ÇEVRE ve İNSAN
  • İNSAN HAKLARI
  • HALK KÜLTÜRÜ
  • BÜYÜKLERE MASAL
  • KARİKATÜR
  • OKURLARDAN
  • BANA YAZIN
  • RADYO DİNLE
  • FOTOĞRAFLAR
  • FİKRET MALKOÇ
  • ULUSAL BASINDAN
  • VİDEO İZLE
  • GAZETELER
  • YAZI ARŞİVİ
  • MİSAFİR DEFTERİ
  • KÜNYE

SON EKLENENLER

  • 'Fehmi Tosun'u hatırla'
  • Bahçeli de tehlikeli sulara daldı!
  • 'Vatandaş Türkçe konuş' günleri...
  • Jitem Yargılanıyor
  • Devlet Halk İlişkileri
  • 12 Eylül'ün karanlık dosyaları
  • Heron İddiaları
  • Türk Yunan dostluğu sahaya indi
  • Yeni Mübarek Kim Olacak?
  • Krizin faturası yoksullara
  • ‘Fethullahçılık tehlikesi’ ve hukuk...
  • Rize’deki Felaketin Nedenleri
  • Sabır Taşi
  • Burası Viyana mı?
  • Ayı ve Devler Arasında

Son yorumlar

  • Kimin Gücü Kime Yeterse
  • Simonlar ve Baronlar Savaşı
  • Hükümet Demokrasiye Direniyor mu?
  • Yaşamak Güzel, Yaşatmak Daha Güzel‏
  • Sekiz Ayda Yüzbin Ziyaret

ANKET

Anayasa Refendumu için
 

Kimler çevrimiçi

Şu anda 7 konuk çevrimiçi

2010 Ziyaretçileri

mod_vvisit_counterToplam:103046
...
Resim
'...
Pazartesi, 06 Eylül 2010
... Devamını oku...
Resim
B...
Pazar, 05 Eylül 2010
... Devamını oku...
Resim
'...
Pazar, 05 Eylül 2010
... Devamını oku...
Resim
J...
Cumartesi, 04 Eylül 2010
... Devamını oku...
Resim
1...
Cumartesi, 04 Eylül 2010
... Devamını oku...
Resim
H...
Perşembe, 02 Eylül 2010
... Devamını oku...
Resim
T...
Çarşamba, 01 Eylül 2010
... Devamını oku...
Resim
Y...
Pazartesi, 30 Ağustos 2010
... Devamını oku...
Resim
R...
Pazar, 29 Ağustos 2010
... Devamını oku...
Resim
A...
Çarşamba, 25 Ağustos 2010
... Devamını oku...

Vurun !
İrfan Sarı tarafından yazıldı   

Vurun!
Vurun! Evet evet vurun! Dövmediğiniz, burnunu kırmadığınız, yerde sürümediğiniz, linç etmediğiniz, işkence ayartmadığınız, ırzına geçmediğiniz, dara geçirmediğiniz, faillerini gizlemediğiniz kimse kalmasın.

Çocuklar korkunuzdan işesin altına, ama sidik kokusundan sizde boğulursunuz umarım. Sizde kendi aklınızın kemendine astıklarınız gibi boğulursunuz umarım.

Vurun! Dağları da vurun. Taşları da. Hatta tanrıyı da vurun sizi yarattı diye.

Kimse sizin gazınızın önünde duramazsın. Bütün vurdulu kırdılı filmlerdeki gibi suratını yumruğunuza hazır tutanları da vurun. Seksen yıldır vurduğunuz gibi vurun. Taş duvar zindanlar yetmez çelik duvardan yapın zindanları. Ve ”hayata dönüş” operasyonu ustası olun. Eliniz, gözünüz kandan düşmez umarım.

Dara geçirin bütün fidanları, ormanları yakın, halkları yok sayın.

Salkım söğütlere su vermeyin, poyrazdan esen rüzgarları da tutuklayın, denizleri prangalayın, dağları faili meçhul edin ve durmayın övünün, çalışın, güvenin.



Bu yazıyı Facebookta paylaş
Devamını oku... Yeni yorum ekle
 
Birkaç İnsan Ve 23 Nisan‏
Şevket Çorbacıoğlu tarafından yazıldı   

Bazı konular ve yazılar vardır ki, hep güncel kalır. Doğrusu; gündem değişmez ise, güncelliğini korur. Ben de güncel gördüğüm eski bir yazımı ‘eklemelerle’ tekrarlamaya karar verdim:

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı;

23 Nisan 1935 yılından itibaren kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal bayramı…

23 Nisan 1920 yılında Ulusal Egemenlik Bayramı (Hakimiyet-i Milliye) TBMM'nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanıyor. Beraberinde Çocukları Koruma Cemiyeti (Himaye-i Etfal Cemiyeti)’nin 23-30 Nisan'ı Çocuk Haftası ve haftanın ilk gününü de çocuk bayramı ilan ediyor.

 

Ardından; Bu iki bayram 23 Nisan 1935 yılında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adı altında bir araya getiriliyor.

 

Çocuk bayramı, savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımakta idi.



Bu yazıyı Facebookta paylaş
Devamını oku... Yeni yorum ekle
 
Köy Enstitüleri Ve ABD‏
Şevket Çorbacıoğlu tarafından yazıldı   

Köy Enstitülerinin, nasıl kurulduğuna değil, nasıl vurulduğuna öncelik tanıyacağım: Yeni kurulan Cumhuriyet, halktan yana özgün arayışlar içindeydi. “Köy Enstitüleri” ve hala devam eden “5 yıllık kalkınma planları” bu arayış sürecinin en somut ve etkin kurumsallıkları olarak kendini gösterdi. Özellikle Köy Enstitüleri etkin olmaya başladı, çünkü kırsal kesimin kalkınma düzlemini (Fr.Platform diyoruz) oluşturuyordu…

Birilerinden çok, biri böylesi kurumsal süreçlerden rahatsızdı; ABD…
Hitler sonrası, SSCB birliği ile dünyaya egemenlik savaşına girmiş olan şimdinin küresel efendisi, kendi öğretisini (Fr. Doktrin) yaygınlaştırmak için, genç ve güçsüz uluslara, dahası Cumhuriyetlere karşı, özdeksel(para) gücünü işletiyordu.

Stalin’in Türkiye duruşu, ABD’nin ülkemiz bakışını güçlendirdi ve ABD’ye ilkesini yaşama geçirmede büyük olanak tanıdı. Eğer, Stalin; 1917 Ekim Devrimi ile, emeği merkezine alan ve adil bölüşümün evrensel kurallarını benimseyen SSCB duruşunu, (“ülkemizden Artvin, Kars ve Ardahan’ı isteyerek-1945”) Hitlerin faşizan duruşuna dönüştürmeseydi, ABD’nin, ülkemiz üzerinden öğreti ilkelerini işletmesi çok zor olurdu..



Bu yazıyı Facebookta paylaş
Devamını oku... Yeni yorum ekle
 
Kavganın Adı Yok mu?
Yusuf Bulut tarafından yazıldı   

Şimdiye kadar gelip geçen Hükümetler, ahaliye iyi davranmadı. Özellikle adalet, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersiz oluşu nedeniyle de çağdaş ülkeler seviyesine ulaşılamadı. İnsanlar önemli işlerinde hep “adam aramak” zorunda kaldı. Adamını bulamayan, işinin yapılmayacağı kanaatindeydi. Hükümetlerin bu beceriksizliği devlet’e ihale edildi. O devlet hep adamları yüzünden kötü olarak algılandı. Odacısı, memuru, amiri,  polisi hep kötü davrandı. Karakolda, hastanede, nüfus memurluğunda daha doğrusu resmi dairelerde hep horlandı insanımız.
Ülkenin her yerinde öyleydi ama özellikle Kürtlerin yaşadığı bölgelerde durum daha da çetindi. Sürgün gönderilen, sorunlu memurlarla tanıdı devleti ora halkı.   

Devletin o adamları Türk halkına iyi davranmadı, fakat özellikle Kürt halkına daha da kötü davrandı.



Bu yazıyı Facebookta paylaş
Devamını oku... Yorumlar (1)
 
Milliyetçilik ve bölücülük
Nurettin Aydın tarafından yazıldı   

Madem ülkenin bölünmez bütünlüğü konusunda bu kadar hassasınız, o zaman neden kendi ellerlinizle bölüyorsunuz?
******
Bölünme zihinlerde, ötekinden farklı olduğu düşüncesi ve inancıyla başlar. Bir süre kuluçka dönemi geçirir. Bu dönem boyunca kendisini doğrulayacak verilerden beslenir. (Mesela haksız ve adaletsiz uygulamalar, kayırmacılık, çifte standart, propaganda, aşağılanma, rencide edilme vs.vs.)

Ardından kendi duygusunu oluşturur. Psişede yer edinir ve birey bundan böyle bütün olaylara bu gözlükle bakmaya başlar. Destekleyecek veriler gördükçe de pekişir.

Sonra sözcüklere dökülür. Söylemler içerideki paradigmaların dışarıya yansımasıdır. Nasıl düşünüyorsanız öyle konuşursunuz.

Ve son safhada eyleme dökülür. Ötekine saldırı ilk fırsatta kendini açığa vurmaktadır.
 ******
Irkçılık ırkçılığı, milliyetçilik milliyetçiliği doğurur ve besler.



Bu yazıyı Facebookta paylaş
Devamını oku... Yeni yorum ekle
 
« BaşlatÖnceki11121314151617181920SonrakiSon »

Sayfa 15 > 80